İyi koca, sadık eş falan gibi sıkıcı şeyler olurlar. Bilirsin işte, orta sınıf ahlakı. Oysa Sibyl ne kadar da farklıydı. En iyi trajedisini sahnede oynamadı; onu bizzat gerçek hayatta yaşadı. O hep bir kahramandı. Senin onu gördüğün o son gece çok kötü oynadı çünkü aşkın gerçekliğini idrak etmişti. Aşkın gerçek olmadığını öğrendiğinde de can verdi; Juliet de olsa böyle yapardı muhtemelen.
İnsanın kendi kendini suçlamasının keyif veren bir yanı vardır. Kendi kendimizi suçladığımız zaman başka birinin bizi suçlamaya hakkı kalmadığını düşünürüz. İnsanın ruhunu suçluluk duygusundan arındıran şey itiraf etme eyleminin kendisidir; günah çıkartan rahip değil. Dorian mektubu bitirdiğinde kendini bağışlanmış hissediyordu.
Ama düşününce, Sibyl'ın ona verdiği acı bir dakika sürdüyse, Dorian buna karşılık Sibyl'ı seneler sürecek kadar yaralamıştı. Hem zaten kadınlar duygularıyla yaşadıkları için acı çekmeye erkeklerden daha yatkındı. Onlar yalnızca duygularıyla hareket ederlerdi. Sırf duygusal iniş çıkışlar, heyecanlar yaşayabilmek için ellerinin altında birisi olsun diye sevgili edinirlerdi. Bunu ona Lord Henry söylemişti; o kadınların ne mal olduğunu iyi bilirdi. Dorian, Sibyl Vane için tatlı canını neden sıkacaktı ki? Sibyl Vane artık onun için bir hiçti.
Sevmekten vazgeçtiğimiz insanların duygularında her zaman bize gülünç gelen bir şeyler vardır. Sibyl Vane'in hareketleri ona absürt bir melodram gibi geliyordu. Kızın gözyaşları, hıçkırıklara boğulması sinirlerini bozuyordu.