Güneşin vurduğu pencerenin dibindeki eski divanın üzerinde bir örtüye sarınmış halde buldu. Bir yandan elma yiyor, diğer yandan da Heir of Redclyffe okuyup ağlıyordu. Burası, Jo'nun en sevdiği sığınağıydı; yanına rengi kahverengiye çalan yarım düzine yeşil elma ile güzel bir kitap alıp buraya çekilmeyi, sessizliğin tadını çıkarmayı, orada yaşayan ve Jo'nun varlığını zerrece umursamayan minik farenin eşliğinde vakit geçirmeyi seviyordu......
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Onun ağlamasına neden olan şey daha ziyade, bu örümcek gibi asla çıkamayacağı, kimsenin gelip kendisini kurtarmayacağı bir tuzağın içinde hapsolduğu düşüncesiydi.
Aniden gelen büyük bir dalgaya kapılmış, birkaç saniye boyunca dünyadan koparak köpüklerin arasında kaybolmuştu.....
Küçücük, zayıf gövdeli, dantel gibi narin bacaklı bir örümcekti bu. Kanalizasyon borularından yukarı tırmanmış ve burada, bu emaye küvetin içinde, hiçbir çıkışı bulunmayan bu bembeyaz sonsuzlukta hapsolmuştu. İlk başta kurtulmaya çabalamış, küvetin soğuk duvarına tırmanmaya çalışmış, ancak cılız bacaklarıyla yüzeye tutunmayı başaramayıp kayarak aşağı yuvarlanmış olmalıydı. Şimdi nihayet savaşmanın gereksiz olduğunu anlamıştı ve küvetin dibinde kıpırdamadan durarak başına gelecekleri veya başka bir çıkış yolunu bekliyordu. Ama hangisini?...
Taşıdığımız yükler burada, yolumuz önümüzde, iyiliğe ve mutluluğa duyduğumuz özlem ise birçok sıkıntıyı ve yaptığımız hataları atlattıktan sonra, bizi hakiki bir İlahi Kent olan huzura ulaştıracak rehberimiz.....