Sağ elimi sol eliyle sıkıca kavradı; sanki koparır gibi. Kamuflajın sağ cebine elini uzattı, diğer elini. İki bilezik çıkardı. 'Bunları nişanlıma bugün takacaktım. Nasip olmayacak. Sen ver' dedi.
'Ağzından yel alsın aslanım' dedim.
Su almaya gitmiştim, döndüğümde onu bulamayacağımı nereden bilirdim. Dünya başıma yıkılmıştı. Daha dün ikisiyle de ne tatlı muhabbetler etmiştik. Ne plânlar yapmıştık.
Bacağından aldığı iki kurşunla kaybetmiştik yiğidini. Kan kaybından. (s.204-205)