Kitaplar beni yeniden hüzünlü düşünceye daldırıyordu; yalnız kendi acımı arıyordum onlarda, nerdeyse istemeye istemeye, bana acı öykümü anımsatabilecek kitapları seçiyordum.
“Yaşamı gereğinden fazla ciddiye alıyorsunuz, Dickie... Bir oyundur yaşam, başka bir şey değil.”
“Keyifli bir oyun değil.”
“Hayır” dedi. “Keyifli bir oyun değil. Her şeyden önce de zor. Yapmak istemediği şeyleri yapıyor insan...”
“Yaşam nedir ki?” diyordu. Bir çamur damlası üstünde geçirdiğimiz kırk zavallı yıl. Nasıl olur da bunun bir tek dakikasını bile boşu boşuna sıkılmakla geçirmeye kalkarsınız?” diyordu.