Anne-babamızın duygusal ihtiyaçlarımızı karşılayacaklarına dair güven duygusunu çocuklukta hissetmemişsek, yetişkinlikte yakın ilişkilerde güvende hissetmemiz zorlaşır. Bu da kendimize inanmakla ve özgüvenle ilgili sorunlara dönüşür. Kişilik, sağlıklı bir benlik hissinin etrafında gelişmezse yeterince sağlam olamaz.
Çocukluğumuzda anne ve babamızdan sık duyduğumuz sözler, yetişkinlikte kendi içseslerimize dönüşür. Çocukluğunda iyi şeyleri, ailenin ilgisini ve sevgisini hak etmediğini duyan kişiler, hayatta başlarına gelen olumlu olaylara şüpheyle yaklaşırlar. Çünkü bunun bir şekilde biteceğine, bunu hak etmediklerine inanırlar.
Sağlıklı, mutlu ve tatminkâr bir ilişki yaşayabilmek için eşlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılamaları gerekir. Bu denge bozulduğunda eşler birbirlerinin eksikliklerini görme eğilimine girerler ve kendi eksikliklerini gözden kaçırırlar.
Fedakârlık yapmak kendi sınırlarımızı ihlal ettirmeden başkası için bir şeyler yapmak ancak istemediğimizde, yorulduğumuzda ya da yeterince yaptığımıza inandığımızda durmaktır.