Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya:
Tanrım bana hiç erimeyen,
Kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
Kardeşimle kendimize durmadan,
Olmayan çayları,
Olmayan fincanlardan içerdik.
Olmayan kapıları açardık,
Olmayan ziller çaldığında.
Siyah papyonlu olurdu mutlaka
Resim defterimizdeki damat.
Yedi günde yarattığımız dünya
Mutlu olurduk pastel koksa.
Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya:
Olanlar oldu tanrım
Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!
“İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyor.”
“Bir şeylerden bahsediyorlardır mutlaka?"
“Hayır, hiçbir şeyden bahsetmiyorlar. Genellikle bir sürü araba veya giysi markası sayıp, ne güzel diyorlar! Ama hepsi aynı şeyleri söylüyor ve kimse kimseden farklı bir şey söylemiyor."
Ben dünyadaki günümü doldurmak için yaşıyorum. Beklentim yok bazen yiyeceğim bi tatlı bile heyecanlandırıyor beni. Yiyorum geçiyor. Günler de böyle işte.
Bugün erkek arkadaşı olduğunu öğrenip kızını öldüren baba, yarın sizin etek giymenizden etkilenip sizi taciz edebilir. O zihniyetle bu zihniyet aynı çünkü.