Evet, güldürüyorsunuz beni, şimdinin insanları! Özellikle de kendi kendinize şaştığınızda!
Ne olurdu halim, sizin şaşkınlığınıza gülemeseydim ve tasınızdaki bütün o iğrençlikleri kafaya dikmek zorunda kalsaydım!
İşte bu yüzden hafife alacağım sizi, çünkü daha ağır yükler bekliyor beni; ne zararı dokunur ki bana böcekler ve yusufçuklar da konsa çıkınıma!
Susmak daha kötüdür; suskunlukla geçiştirilmiş tüm hakikatler zehirlenir.
Parçalanabilecek ne varsa, bırakın parçalansın hakikatlerimize çarpıp da! İnşa edilecek pek çok ev var hâlâ!
Yabancı biri var etrafımda ve düşünceli bakıyor bana. Ne? Yaşıyor musun hâlâ, Zerdüşt?
Neden? Niçin? Neyle? Nereye? Nerde? Nasıl? Budalalık değil mi hâlâ yaşıyor olmak?
Ah, dostlarım, akşamdır bana bunları sorduran. Bağışlayın hüznümü!