Uykumun arasında gözlerimden yaşların süzüldüğünü ayrımsadım. Sinirlerim iyice zayıflamıştı. Düşümde ağlarken bile gözlerimden gerçek yaşlar dökülüyordu. Bu nasıl bir tükenişti Tanrım!
Teslim olmaya hazırdım..
Bir kaplumbağa başını uzattı, bana baktı uzun uzun.
Olduğum yere çöküp ağlamaya başladım. Sinirlerim boşalmıştı. Sakinleşip ayağa kalktığımda kaplumbağa hâlâ yerindeydi.
Oturduğu sedirde iç çekiyordu sık sık. Ben dönünceye değin gözüne uyku girmeyecekti, anlıyordum. Annelik böyle derin, kucaklayıcı, çocukları için hep kaygılar içinde olmak demekti anlaşılan.