Hidayet Karakuş

Hidayet Karakuş

Yazar
7.9/10
48 Kişi
·
114
Okunma
·
8
Beğeni
·
1622
Gösterim
Adı:
Hidayet Karakuş
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen.
Doğum:
İsparta, 1946
Hidayet Karakuş (d.6 Eylül 1946, Kurusarı, Yalvaç, Isparta), Türk şair, yazar, öğretmen.
Şiir, roman, hikâye, çocuk kitabı ve radyo oyunu alanlarında eser verdi. 1993 yılında Sivas Katliamı’ndan eşi ile birlikte kılpayı kurtuldu. Bu katliamın toplumdaki ve bireylerin yaşamındaki etkilerini anlatan Şeytan Minareleri adlı romanıyla Türkiye’nin en önemli edebiyat ödüllerinden birisi olan 39. Orhan Kemal Roman Armağanı’nın sahibi olmuştur.

İlkokulu köyünde okuduktan sonra 1964'te Isparta Gönen İlköğretmen Okulu'nu, 1966'da Selçuk Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Şiire okul sıralarında başladı. Şiirleri Çağrı, Ilgaz, Varlık, Forum, Şölen, Adam Sanat gibi dergilerde yayımlandı.
İlk şiir kitabı "Günaydın Gül Yaprağı", 1979’da yayımlandı.
Adana, Manisa, İzmir'de Türkçe öğretmenliği yaptı. 1992'de emekli oldu. Şiir dışında romanları, çocuk kitapları ve radyo oyunları vardır.
1981’de yayımladığı ilk romanı "Yağmurlar Nereye Yağar" ile 1981 Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü’nü alan yazar, on yıl sonra yazdığı ikinci roman "Uykusu Derin Şehir" ile 1990 Ferit Oğuz Bayır Roman Ödülü’nü kazandı. Bu iki roman arasında daha çok şair kimliği ile ön planda oldu. 1993’te Sivas Katliamı’ndan eşi ile birlikte sağ kurtulan yazar, son romanı "Şeytan Minareleri"’nde Sivas Katliamı’nın görülmeyen yüzünü anlattı ve 2010 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, ardından 2010 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Roman Ödülü'nü kazandı. Bu romanın bir özelliği de “ve” bağlacını hiç kullanmamasıdır.
Yazar, yaşamını İzmir’de sürdürmektedir.
Eserleri

Şiir kitapları
Günaydın Gül Yaprağı (1979)
Kemeraltı Şiirleri (1982)
Hangi Leylasın Sen (1986) (1982 Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü)
Sesini Bana Bırak (1994) (1993 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü)
Ateş Mektupları (1995)
Konuş Benimle (1998)
Sıcak Sancı (2002)
Çocuk Kitapları
Sıska Balıkçı
Al Yanaklı
Mavi Balon
Sıska Balıkçı (1980)
Alyanaklı Mavi Balon (1982)
Can Dede'nin Çocukları (1986)
Can Dede'nin Oyuncakları (1986
Bilgisayara Giren Tırtıl (1994)
Bilgisayar Amca (1996)
Akıllı Tavşanlar (1997)
Sevgi Kuşları (1997)
Dedem Çocuk Oldu (1997)
Kuyudaki Asker (1998)
Serçenin Şiir Defteri (1998)
Yengeçten Korkan Köpek (1999)
Kardan Adam Kaçtı (1999)
Yaralı Tavşanın Doktoru (1999)
Bilgisayarlı Şapka (2001)
Annemin Mektupları (2001)
Bir Kedinin Anıları (2001)
Bahçeden Kovulan Çiçek (2001)
İşte O Çocuk (2001)
Başparmağın Şarkısı (2006)
Sayısal Çocuk (2007)
Oyuncakların Park Gezisi(2007)
Dönem dolap Döner Kebap (2007)
Yurdunu Yitiren Ağaç (2011)
Can Dede'nin Eşeği (2011)
Sahibini Gezdiren Kedi (2011)
Romanları
Yağmurlar Nereye Yağar (1981) (Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü üçüncülüğünü Burhan Günel’in Acının Askerleri romanı ile paylaştı)
Uykusu Derin Şehir (1990 Ferit Oğuz Bayır Roman Ödülü, Mehmet Güler’in İstanbul Kanatlı Ben adlı romanı ile paylaştı)
Şeytan Minareleri (2010 Orhan Kemal Roman Armağanı, 2010 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Roman Ödülü)
Yalnız Seninle 2003 (Gençlik Romanı)
Sılam Isparta 2009 (Anlatı)
İzmir'in Kalbi Kemeraltı 2011 (Anlatı)
Radyo Oyunları
Sevgi Nereye Gitti, Bencil, Yalnızlıkta Çoğalanlar, Yabancı, Boşluktaki Adam, Karabataklar, Altın Köstek, Gizli Acıların Gölgesi, Tutkulu Düşler, Her Şey Güzel Olacak.
Şeyh-i Sanan’ın Aşkı (1997 Almanya’nın Sesi Radyosu Edebiyat Ödülü Radyo Oyunu Birinciliği)
Arkası Yarınlar: Yağmurlar Nereye Yağar, Uykusu Derin Şehir, Yürekler Yaprak Açınca, Nafile Hanım.
Çocuk Bahçesi: Alyanaklı Mavi Balon, Can Dede'nin Çocukları.
önce seni önemsedim
yeni dürülmüş
gül yaprağı gibi
üstüne çiy düşmüş
ölüm bir yandan
karanlık bir yandan
çevirmişti
dinlemedim
“− Göreceksin anne, sağ salim döneceğiz. Zafer bizim olacak.
− Ben zafer filan istemiyorum çocuğum.
Seni istiyorum. Senin kara gözlerini
hep yanımda görmek istiyorum.”
-takılıyor, gündüz kanatlarına kuşların
yürüyorum elimi bulutlara uzatarak
yürüyorum Akdeniz kıyılarına doğru
bir zeytin dalını yakama takarak
Hüseyin Alemdar
'Müzik insanlığın ortak dilidir' ve bir de 'müziği anlamak değil duymak önemlidir; yaşamn derinden derine çağlayan büyük bir müziği vardır'
önce seni önemsedim
yeni dürülmüş 
gül yaprağı gibi
üstüne çiy düşmüş
ölüm bir yandan
karanlık bir yandan
çevirmişti
dinlemedim
296 syf.
·7/10
Yarın yapılacak söyleşiye katılmam için bu gün acilen bitirmem gerekti.Gençlik romanı akıcı çabucak bitecek 285 sayfa bölüm başına eklenen şiirler çok hoştu.Ülkemizdeki sorunların-eğitim sistemi,işsizlik- gibi sorunları kahramanlarda görebiliyorsunuz ve okuyan insanın ne denli hayal gücüne sahip olduğunu nafile nenenin yazmakta olduğu kitabın içinde buluyorsunuz kendinizi uzatmayayaım akıcı olduğu için anlatınca duramıyor insan okunabilir gayet başarılı.Dünya klasikleriyle kıyaslamıyorum ülkemizde yazılan kitapları bunu yapmak saçma olur aradaki inceyi kapmak lazım kültür farkı var arada..öyle düşünürsek okuyacak kitap kalmaz zaten. .
324 syf.
·Puan vermedi
Çoğumuz Türk yazarların kaleme aldığı işgal altındaki Osmanlı'nın onlarca kitabını okumuşuzdur. Veya tam tersine Yunan yazarların kaleme aldığı işgali anlatan kitapları. Ama bu sefer Yunan askerin gözünden okuyoruz tüm yaşananları. Benim için farklı bir deneyim oldu çünkü hayatımda ilk kez ülkemizi işgal eden Rum askerin ağzından okudum savaşın acımasızlığını...
1919'da Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarını paylaşmak amacıyla İngilizlerin öncülüğünde Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar Anadolu'yu işgal etmek için yola çıkar. Her zaman barıştan yana olan Rum askeri Pandeli, hiçbir şekilde savaşmak istemese de kralın emrine boyun eğmek zorunda kalır ve İzmir topraklarına ayak basar.
Türk orduları, Yunanlıları Afyon yakınlarında bozguna uğratınca çareyi kaçmakta bulan Yunanlılar, geri çekilirken Türk halkına eziyet etmiş; kadın, yaşlı, hamile, çocuk demeyip önüne çıkan herkesi vurup geçirmiş, hiç günahı olmayan savunmasız insanların bulunduğu evleri yakıp yıkmış ve bu insanlık dışı vahşeti, zalimliği sergileyen Yunan askerlerin arasında bulunan Pandeli, yapılan bu katliamlar karşısında insanlığından utanarak annesi Maria’ya mektup yazarak "Anne beni bekleme" diyerek, savaşın insanları ne derece vahşileştirip canavara dönüştürdüğünü, kendisinin tüm bu vahşetlere kayıtsız kalamayıp ruhen çöktüğünü anlatır.
Komutanının 'Savaşta her şey mubahtır' sözüne kanıp yaptıklarından çok utanan ve acımasız kötü bir insana dönüşen Pandeli, savaşın insanın sağlıklı düşünemesini engellediğini, bütün duyguları altüst ettiğini, hiçbir şeyin olağan görünmediğini ama olağanmış gibi yaşandığı bir ortam olduğunu ve
aslında insan olmanın ne denli zor, ne denli açmazlarla dolu bir yaşam olduğunu anlar.
Gerçekten çok çok güzel bir kitaptı. Okurken etkilenmemek kesinlikle mümkün değildi. Her zaman aklıma gelince duygulanıp gözlerimin yaşarmasına sebep olan İstiklal Marşı'nın bir dizesiyle bitiriyorum yorumumu.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
324 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgali üzerine gelişen olayları bu kez Yunanlı bir gencin ağzından okuyoruz. Savaşın anlamsızlığını yüzümüze çarpan bir roman daha diye düşünüyor insan.

Yunanlı masum köylü genci Pandeli bu savaşta ruhunu kaybettiğini düşünür. Kendi vatandaşlarının yaptığı hunharca katliamları görüp etkilenince bir mektubunda "Anne beni bekleme" diye haykırır acısını.

"Yine de beni, güneşten çok kalabalığın gösterdiği ağırbaşlı ilgi şaşırttı. Ben bu insanların mı yurtlarını ellerinden alacaktım? Bu insanların çocuklarını mı, kardeşlerini mi öldürüp gelmiştim buralara?"
96 syf.
·2 günde·9/10
Geç kalmış yorumlar serisiyle yine, yeni, yeniden burada bu adam… Okuduğumu hatırladığım ilk kitap olan Bilgisayara Giren Tırtıl ile karşınızdayım bu gün. Biraz kitaptan biraz da kitabı alırken yaşadıklarımdan bahsedeceğim sizlere… Detaylı anlatım: https://cahilokur.blogspot.com.tr/...c4674026767247874183 adresinde
72 syf.
·Puan vermedi
Kitap çok kısa,böyle olduğunu bilmiyordum ama güzeldi.Açık konuşacağım bazı yerleri içimi bunalttı.Ama mektuplar çok güzeldi.5 dakikada okunabilecek bir kitap.
324 syf.
·8 günde·9/10
Hani hep kendi ağzımızdan dinlemişizdir ya Kurtuluş Savaşı 'nın acımasızlığını, Yunanlıların ne kadar zalim ne kadar vahşi olduğunu. Bu kez de Yunanlı Pandeli' nin ağzından dinliyoruz Kurtuluş Savaşı'nı.
Pandeli Yunan kralının isteği üzerine köyünden alınarak savaşa katılmak, zorunda kalmış biri. Annesi ise savaşa katılmasını hiç mi hiç istemez. Çünkü kocası da savaşa gitmiş geri gelmemiştir. Ancak gitmek zorunda kalır Pandeli. Üstelik yoklama alınırken çok sevdiği atı Rüzgar'ı da elinden alır ordu. Tüm sevenlerini ve sevdiklerini arkada bırakarak yola çıkar Pandelli. Afyon'a geldikten sonra Sakarya Savaşı'nı katılan Pandeli bozguna uğrayıp arkadaşlarıyla kaçarken Yunanlıların halka yaptığı zulümü, tecavüzleri, yaktıkları evleri, bağları, bahçeleri gördükçe vicdanıyla hesaplaşmaya başlar. Kendi isteğiyle silahsız bir şekilde arkadaşlarından ayrılır geceleri yürüyerek İzmir'e ulaşıp ordan Yunanistan'a ailesine kavuşmayı düşünür. Görünmemek için nehirden yürürken gördüğü cesetler, ovaya çıktığında yanmış evler, insanlar ve burnunun direğini kırarak yayılan insan eti kokuları... Utançla beraber içinde başlayan hesaplaşma yolculuğu... Sanırım kitabın bel kemiğini oluşturan da bu iç hesaplaşma ve yakalanma korkusuyla birlikte başlayan psikolojik travmalar ve pişmanlıklar...
En sonunda saklandığı kuyuda yakalanan Pandeli ev sahibi Safiye Nine tarafından bir misafir gibi ağırlanıp devlete teslim edilince ve bu konukseverlik burda da sürünce pişmanlıkları ve utancı daha da büyüdü Pandeli'nin. Sonrasında tutsak kampı ve yapılan anlaşma sonucunda tutsak değişimi. Roman Pandeli 'nin gemiye binmek için trene binmesiyle ve ailesine kavuşmak için var olan umuduyla bitiyor...
Roman bir Yunanlı askerin gözünden Kurtuluş Savaşı' nın yorumu, dışarıdan nasıl gözüktüğümüz açısından ve savaşı bir düşman askerinin gözüyle bakmak açısından çok önemli. Çünkü insan olarak karşı taraf gözüyle bakabilmek çok zor. Sadece bunun için bile okunabilecek bir roman. Ama roman yarım kalmış sanki. Pandeli ailesine kavuşmuş mu? Kavuştuysa nasıl bir sahne oluştu? Çook... merak ettim...
80 syf.
·Puan vermedi
İçinde hüzün taşıyan,özgürlüğün kıymetini aşılayan, dostluğu ve iyiliği öğreten naif bir çocuk kitabı. Şimdiki zamanlardaki değil 90larda çocuk olanlara... Ve hala çocuk kalanlara

Yazarın biyografisi

Adı:
Hidayet Karakuş
Unvan:
Türk Şair, Yazar, Öğretmen.
Doğum:
İsparta, 1946
Hidayet Karakuş (d.6 Eylül 1946, Kurusarı, Yalvaç, Isparta), Türk şair, yazar, öğretmen.
Şiir, roman, hikâye, çocuk kitabı ve radyo oyunu alanlarında eser verdi. 1993 yılında Sivas Katliamı’ndan eşi ile birlikte kılpayı kurtuldu. Bu katliamın toplumdaki ve bireylerin yaşamındaki etkilerini anlatan Şeytan Minareleri adlı romanıyla Türkiye’nin en önemli edebiyat ödüllerinden birisi olan 39. Orhan Kemal Roman Armağanı’nın sahibi olmuştur.

İlkokulu köyünde okuduktan sonra 1964'te Isparta Gönen İlköğretmen Okulu'nu, 1966'da Selçuk Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Şiire okul sıralarında başladı. Şiirleri Çağrı, Ilgaz, Varlık, Forum, Şölen, Adam Sanat gibi dergilerde yayımlandı.
İlk şiir kitabı "Günaydın Gül Yaprağı", 1979’da yayımlandı.
Adana, Manisa, İzmir'de Türkçe öğretmenliği yaptı. 1992'de emekli oldu. Şiir dışında romanları, çocuk kitapları ve radyo oyunları vardır.
1981’de yayımladığı ilk romanı "Yağmurlar Nereye Yağar" ile 1981 Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü’nü alan yazar, on yıl sonra yazdığı ikinci roman "Uykusu Derin Şehir" ile 1990 Ferit Oğuz Bayır Roman Ödülü’nü kazandı. Bu iki roman arasında daha çok şair kimliği ile ön planda oldu. 1993’te Sivas Katliamı’ndan eşi ile birlikte sağ kurtulan yazar, son romanı "Şeytan Minareleri"’nde Sivas Katliamı’nın görülmeyen yüzünü anlattı ve 2010 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı, ardından 2010 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Roman Ödülü'nü kazandı. Bu romanın bir özelliği de “ve” bağlacını hiç kullanmamasıdır.
Yazar, yaşamını İzmir’de sürdürmektedir.
Eserleri

Şiir kitapları
Günaydın Gül Yaprağı (1979)
Kemeraltı Şiirleri (1982)
Hangi Leylasın Sen (1986) (1982 Nevzat Üstün Şiir Başarı Ödülü)
Sesini Bana Bırak (1994) (1993 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü)
Ateş Mektupları (1995)
Konuş Benimle (1998)
Sıcak Sancı (2002)
Çocuk Kitapları
Sıska Balıkçı
Al Yanaklı
Mavi Balon
Sıska Balıkçı (1980)
Alyanaklı Mavi Balon (1982)
Can Dede'nin Çocukları (1986)
Can Dede'nin Oyuncakları (1986
Bilgisayara Giren Tırtıl (1994)
Bilgisayar Amca (1996)
Akıllı Tavşanlar (1997)
Sevgi Kuşları (1997)
Dedem Çocuk Oldu (1997)
Kuyudaki Asker (1998)
Serçenin Şiir Defteri (1998)
Yengeçten Korkan Köpek (1999)
Kardan Adam Kaçtı (1999)
Yaralı Tavşanın Doktoru (1999)
Bilgisayarlı Şapka (2001)
Annemin Mektupları (2001)
Bir Kedinin Anıları (2001)
Bahçeden Kovulan Çiçek (2001)
İşte O Çocuk (2001)
Başparmağın Şarkısı (2006)
Sayısal Çocuk (2007)
Oyuncakların Park Gezisi(2007)
Dönem dolap Döner Kebap (2007)
Yurdunu Yitiren Ağaç (2011)
Can Dede'nin Eşeği (2011)
Sahibini Gezdiren Kedi (2011)
Romanları
Yağmurlar Nereye Yağar (1981) (Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü üçüncülüğünü Burhan Günel’in Acının Askerleri romanı ile paylaştı)
Uykusu Derin Şehir (1990 Ferit Oğuz Bayır Roman Ödülü, Mehmet Güler’in İstanbul Kanatlı Ben adlı romanı ile paylaştı)
Şeytan Minareleri (2010 Orhan Kemal Roman Armağanı, 2010 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Roman Ödülü)
Yalnız Seninle 2003 (Gençlik Romanı)
Sılam Isparta 2009 (Anlatı)
İzmir'in Kalbi Kemeraltı 2011 (Anlatı)
Radyo Oyunları
Sevgi Nereye Gitti, Bencil, Yalnızlıkta Çoğalanlar, Yabancı, Boşluktaki Adam, Karabataklar, Altın Köstek, Gizli Acıların Gölgesi, Tutkulu Düşler, Her Şey Güzel Olacak.
Şeyh-i Sanan’ın Aşkı (1997 Almanya’nın Sesi Radyosu Edebiyat Ödülü Radyo Oyunu Birinciliği)
Arkası Yarınlar: Yağmurlar Nereye Yağar, Uykusu Derin Şehir, Yürekler Yaprak Açınca, Nafile Hanım.
Çocuk Bahçesi: Alyanaklı Mavi Balon, Can Dede'nin Çocukları.

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 114 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.