Hayatın kurulabilen değil yaşanan bir şey, yaşamanın da geçip giden bir şey olduğunu anladım. Hayata razı oldum. Hayata razı olunca dünya tek renk oldu, inşaat tozu rengi.
"O zamanın altı yaşındaki kız çocukları bugünkülerden daha yaşlıydılar, pek çok şeyi yapabiliyorlardı," diye anlattım Eda'ya, "bakkala gidebiliyorlardı, ekmek alıp gelebiliyorlardı, sofra kurabiliyorlardı."