Sahilde yürüyen insanlar arasında bir anket yapılsa çoğunluğun, o kadar mutluyum ki bir çıkıp yürüyeyim, demek yerine, öyle mutsuzum ki bir yürüyeyim iyi gelir, dediğinden eminim. Çünkü ben de onlardan biriyim. Beni de bu sahile getiren mutluluk değil, çünkü mutlu olduğum zaman mutlu olduğum yerde kalıyorum; sahile inmiyorum, meydana çıkmıyorum, terapiye gitmiyorum, arkadaşımın üçlü koltuğuna uzanmıyorum, yorganın altına girmiyorum, bar taburesine ya da İstanbul'un en yaşlı ağacına tırmanmıyorum, öyle çiviyle çakılmış gibi duruyorum, mutluluk altımdan kayıp gidene kadar.
Bir gün Schopenhauer'i okurken irade sözcüğünün yerine sevgi sözcüğünü koydu. Bu yeni felsefe onu bırakıncaya dek iki gün oyaladı Levin'i. Ama daha sonra bu felsefeyi yaşamın içinden bakınca o da yıkılıp gitti. Onun da insanı ısıtmayan muslin gibi bir giysi olduğu anlaşıldı.