Gerçekten de tam olarak bir kalbin çöküşüydü.
Aslında hiç de yabancı gelmedi bana bu öykü, hep kendimden bir şeylerle karşılaştım satır aralarında. Değişen tek şey ya özneydi ya da sebep unsuru. Asıl sebep içine ilmek ilmek sinen yalnızlık duygusunun her geçen gün artmasıydı.
Gösterilen ya da düşündüğü belki de tamamen bir yanlış anlaşılma veya aranılan bir bahaneydi.
Günümüzle olan benzerliği ise ya bir tür sevgi eksikliğinin doğurduğu yalnızlıktır ya maddi boşluğun oluşturduğu bir his ya da en kalabalık bir ortamda bile anlamlandıramadığımız bir yalnızlıktır...
Peki ya bizimki hangisini kapsıyor..?
Soluk soluğa kitap okumanın ne demek olduğunu bu eserin son 100 sayfasında iliklerime kadar hissettim. Sahip olduğum ideolojiye hiç bir de bu yönüyle bakmamıştım.
Ben olsam Lavinia'nın yerinde diyip durdum.
Sonra mı? Sonrası için bende emin değilim ama aynı şeyi yapardım heralde, yapmak zorundaydım belki de.