Beyninizi düşünüyordunuz ve düşündüğünüzde de, kullandığınız - içine bir şeyler koyduğunuz ve yanıtlar aldığınız - bir şey olarak düşünüyordunuz. Şimdi birdenbire, sanki o sizi kullanıyormuş gibi hissediyordunuz kendinizi: Orada kendine ait bir yaşamla oturuyor ve her şeyin tatlı tatlı gittiğini düşündüğünüz bir noktada dümeni şöyle bir kırıveriyordu. Ya beyniniz sizin düşmanınız olursa, ne olurdu?
Hüznün bu kadar şiddetli olabilmesi garipti. Aynı zamanda hem çok mutlu ve hem de çok hüzünlü olmanın mümkün olabilmesi de garipti. Belki de bu kadar mutlu olursa bu kadar hüzünlü olmak zorunda kalıyordu insan.
İnsanın geçmiş konusunda üzülmesi ilginç bir şeydi. Eğer insanın istediği buysa, çoğu kişinin şimdikinde insana uykusuz geceler geçirtecek kadar çok şey vardı.
Hepimiz de beynimizin büyük bir halt olduğuna inanıyoruz. Onun, bizim en kıyak parçamız olduğunu sanıyoruz hepimiz de - demek istiyorum ki, niye birer maymun ya da yabancı olmadığımız sonucuna varıyoruz öyle değil mi?