Bugün yararlı ve vazgeçilmez görünen eşya, birkaç istisna dışında, yarının atığıdır. Hiçbir şey gerçekten zaruri, yeri doldurulamaz değildir. Doğarken üstünde ölümün damgasını taşımayan hiçbir şey yoktur; üretim bandından geçen her şeyin üstünde "son kullanma" tarihi bulunur…
Rabb'in bilgeliği üzerine akıl yürütmek insan gücünün ötesindedir; insan en fazla, O'nun gizli amacını keşfetmeye çalışabilir. Tanrı'nın tasarımında hiçbir şey gereksiz değildir - insanoğlu kıt aklıyla öyle sansa ve günahkâr tabiatı onu öyleymiş gibi davranmaya itse de.
Yerini aldığı duygusuz evrenin aksine, Tanrı konuşur ve emirler verir. Ne var ki, emir verme kabiliyeti, bir sınırlamayı da beraberinde getirmiştir: Madem konuşmaktadır, o halde duymalı ve dinlemelidir de... Tanrı insanların düşüncelerini ve isteklerini işitebilir, emirlerinin yerine getirilip getirilmediğini anlayabilir, böylece haylazlık yapanları cezalandırabilir. Hissiz ve dilsiz evrenin aksine, Tanrı âciz insanoğlunun düşüncelerine ve eylemlerine kayıtsız değildir. Ama tıpkı yerini aldığı evren gibi, insanların düşünceleri ve eylemleri O'nu bağlamaz.