Bana kalırsa vicdan düşünceden ibarettir ki özeldir. Yani demek isterim ki herkesin kendisine ait bir düşüncesi vardır. İşte bu ozel düşünceye o adamın vicdanı derler.
Bu duşunce o adama şu şeyi kabul edilebilir gösterir, o şey vicdanına uygundur. Öteki şeyi ayıp olarak kabul ettirir, işte o sey vicdanına aykındır.
Ve mademki herkesin düşüncesi başkadır ve insanların düşüncelerinin bir noktada toplanmasının olanağı yoktur. O halde bir şeyin vicdana uygun olup olmadığı kanısına varmak da imkânsızdır. İşte bundan dolayı mutlak vicdan bir gerçek değildir.
Aşk kainatta neler yapmıyor?
Güneşler mi parlatmıyor?Yıldızlar mı söndürmüyor?Dünyalar mı ortaya çıkarmıyor?Canlar mı yakmıyor?
Bazen tertemiz,her türlü kirden arınmış ve temizlenmiş olan gönüle giriyor; zavallıyı eteğine alçaklık bulaşmışlar arasına katıyor.Bazen bir gencin henüz yeni şekillenmiş vücuduna sokuluyor, boğa yılanları gibi sarılarak zehirliyor ve helak ediyor, bir aklı başında kişiye çatıyor onu zincire vurulmuş deli haline sokuyor.Bir filozofa güzel bir felsefi düşunce olarak görünüyor, onu kainatın saçmalayıcısı yapıp bırakıyor. Bir hakimin huzuruna dilekçe veren bir davacı şeklinde giriyor, onu zindan cezasına çarptırılmış biri yapıyor. Bir padişaha en samimi dostu şeklinde dalkavukluklar gösteriyor, karşılığında emir ve ferman yetkisini elinden alıyor.
Bir minimini çocuğun rüyasında anne gibi görünüyor. onu baba evinden mahrum bırakıp uzaklaştırıyor.
Haramdan ve günahtan kaçınan birisinin seccadesine başkoyuyor, onu şeytan postuna oturtuyor.
İhtiyarlara kuvvet, gençlere şenlik, umutsuzlara ümit, gariplere müjde, aileye hayırlı evlat, babalara şerefli damat görünümünde yaklaşıyor.
Bazen entrikalar, eziyetler, sitemler halinde görünüyor, bazen bağlılık, adalet, iyilik ve yardım şeklini alıyor. Bir rengi br rengine benzemiyor.