Felat aya

Romanlardan bilir yoksulluğu! Bir de sokaklarda dilenen çocuklar...
Sayfa 171·Kitabı okudu
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Önceleri ilginç, inandırıcıydı benim için... Baba’ya, ağabeyime çok şey borçluyum. İnsan bağışıklık kazanıyor bu soy hastalıklara. Ağabeyim de hoşlanmaz Sermet’ten. “Meyhane devrimcileri” der. Biraz acımasız bir yargı ola ki...
Sayfa 110 - pdf·Kitabı okudu
— Ödümüz patlıyor bizim yanlış arkadaştan, bizi kemiriveriyor çünkü, yapayalnız bırakıyor.
Sayfa 109 - pdf·Kitabı okudu
— Ben gerçekten acırım aydınlara, dedi. Çıkarlarını aştıkları da görülmüştür. Fakat yiğitlikleri, özverileri de yürekler acısıdır. Hiç değilse bir süre çırpınır durur, zavallıcıklar!.. Sonunda bakarsınız bezmişler, ya da çürümeye başlamışlar. Nedeni öyle basit ki ancak bizim aydınımız göremez onu... Sınıf yoktur ardında... Karıştırmayın sakın... Ülkede sınıf yok değil, bizim aydınlarımız sırtını vermesini bilmez sınıfa... Dramı da bu... Toplumu sınıflar değiştirir, kişiler değil ki... Tek başlarına uğraşır durur zavallıcıklar. Düşman kurnaz. Okul kitaplarını bile hep, tek başına aydının yiğitliklerine övgü ile doldurmuştur. Namık Kemal, Tevfik Fikret... Bir gün Nâzım’ı da böyle bir övgüyle budayıp kitaplara sokarlarsa şaşmayın!
Sayfa 99 - pdf·Kitabı okudu
— 32’de Elazığ cezaevinde bir Memedimiz vardı bizim. Kara, kavruk oğlan. Sovyet sınırındaki bir karakolda askerlik yapmış. Sonra gelmiş memlekete; bir gün kahvede, “Rusların karakolları fena değildi, aç değildiler,” gibi bir söz etmiş. “Komünist oldun,” deyip bizim yanımıza tıktılar bunu. Beş vakit namazında. Cin gibi bir oğlan. “Okuman yazman var mı?” dedik. “Harfleri tanıyorum da birbirine vuramıyorum,” dedi. Okuyamıyordu. Epeyi kaldı bizimle... Bir gün “Ne vakit gözü açılacak, ne vakit gerçekleri görecek bu halk,” gibisine dertleşiyoruz. “Baba,” dedi, “bu millet de benim gibi, harfleri tanıyor da daha birbirine vuramıyor.”
Sayfa 99 - p·Kitabı okudu