Güney uluslarında çok daha güçlü olan dinsel putperestlik, Hıristiyanlığın içinde varlığını sürdürüyordu, kuzeyde ise Hıristiyanlık eski yerli dine bir karşıtlık ve ondan bir kopuş anlamına geliyordu, bu yüzden baştan beri görsel olmaktan çok düşünseldi ve bu yüzden de tehlike dönemlerinde daha fanatik ve daha inatçıydı. Hıristiyanlığın köklerini düşünceden yola çıkarak sökmek mümkün alacaksa, Hıristiyanlığın nerede yok olmaya başlayacağı apaçık ortadadır: tam da kendini en katı bir biçimde savunacağı yerde. Başka yerlerde eğilecek ama kırılmayacaktır, yaprakları koparılacak ama yeni yapraklar verecektir, - çünkü orada düşünceler değil duyular saf tutmuştur onun yanında.
Sevgi. - Sevgi sözcüğünde öyle çok anlamlı, canlandırıcı, belleğe, umuda hitap eden bir şey vardır ki, en düşük zeka ve en soğuk yürek bile bu sözcüğün pırıltısından bir şeyler hisseder. En kurnaz kadın ve en kötü erkek, Eros onların yanından sadece şöyle bir alçak uçuşla geçmiş olsa bile, bu sözcükle tüm yaşamlarının bencillikten nispeten en uzak anlarını düşünürler; anne-babalarında, çocuklarında ya da sevdiklerinde sevgiyi bulamayanlar, ama özellikle yüceltilmiş cinsellik insanları da, Hıristiyanlıkta bulmuşlardır aradıklarını.
Adli Cinayetler . - Dünya tarihindeki en büyük iki adli cinayet türü, lafı dolaştırmadan söylersek, örtülü ve iyi örtülmüş intiharlardır. Her iki vakada da ölmek istenmiştir; her iki vakada da kılıcı insan adaletsizliğinin eliyle saplamışlardır kendi göğüslerine.
Dindarın ve Dindar Olmayanın Doğal İzlenimi . - Tamamen dindar bir insan bizim için bir hürmet konusu olmalı: ama tamamen dürüstlükle, inatla dindar olmayan bir insan da. Bu ikinci türden insanların yanında, en güçlü ırmakların kaynadığı yüksek dağların yakınındaymış gibidir kişi, dindar insanların yanında ise özsuyu dolu, geniş gölgeli, sakin ağaçların altındaymış gibi.