Sabahattin Ali
İçimizdeki şeytan kitabını çok farklı bir şekilde düşünerek ve merak ederek okumaya başlamıştım...
Kitaptaki karakterlerden birbirini ağır ağır takip eden olaylardan çok, Sabahattin Ali'nin betimlemeleri ön planda. Betimlemeler kısa kesilmemiş en ince ayrıntılarına kadar mekanlar, yardımcı ve ana karakterler uzun uzadıya betimlenmiş ve okurun çok rahatlıkla hayal edebileceği bir şekilde.
Yer yer heyecanlı, genellikle sakin bir kitap. Okurken fazla şaşırtmayan dinlendiren ve tebessüm edeceğiniz bir kitap. Çok da içimizden...
Başlayan tüm herkese şimdiden iyi okumalar
Halbuki ney şeytanı azizim, ne şeytanı? O bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek kurnaz olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... içimizde aciz var... tembellik var... İradesizlik bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikat-i görmekten kaçma ihtiyadı var...
İnsanlar en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır.
"haydi, deniz kenarına bir yere gidip dolaşalım... Bugün canım insan yüzü görmek istemiyor; geniş, uçsuz bucaksız bir şey... ve sana bakmak istiyorum!"