"(...)Çünkü herkesin ara sıra yoğun mutluluk anları vardır ama sürekli olarak kişisel mutluluk peşinden koşmak, bir kepazelikten başka bir şey değildir. Böyle bir dünyada, bunca felaket ,bunca yoksulluk,bunca haksızlık ortasında, ancak inekler kadar kafasız ve duyarsız olanlar -yani gerçekten insan sayilamayacak yaratıklar -kişisel açıdan mutlu olabilirler ."Bana ne dünyanın şurasında burasında ,hatta kendi ülkemde kanlı savaşlar varsa ,benim evimde yok ya!"derler böyleleri ."Bana ne Afrika 'da çocuklar açlıktan ölüyorsa, benim çocuklarım açlıktan ölmüyor ya!"derler böyleleri. "Bana ne ülkemin yoksulları oğullarını kızlarını okutamiyorsa; benim oğullarım, benim kızlarım en pahalı okullara gidiyor ya!"der böyleleri. Ve dünyaya, hatta en yakın çevrelerine kulaklarını tikayarak, gözlerini kapatarak -o ne biçim mutluluksa -mutlu olurlar böyleleri. "Her koyun kendi bacağından asılır. ",gemisini kurtaran kaptan ",köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı de ",bukemedigin eli öp ","bana dokunmayan yılan bin yaşasın "gibi ,iğrenç buldugum bazı deyişleri, kendilerine hayat felsefesi yapmıştır bunlar .Başkalarını sokan yılanın günün birinde onları da sokabilecegini hiç dusunmezler bu geri zekalı "bana ne" ciler. "
"Tek ölümsüzler sanatçılardır, şairlerdir, yazarlardir, düşünürlerdir.Şimdi ünlü olmasalar bile ileride değerleri anlaşılacaktır. Çamurlu bir su birikintisine, bembeyaz, ışıl ışıl ışıldayan çakıltaşı atmışlardır onlar .Çamurlu sular nasıl olsa bir gün çekilecek, o güzel çakıltaşı gün ışığına çıkacaktır.