Kısılmış dişlerinin arasından,"ömrümde hem böyle çelimsiz hem de böylesine güçlü hiçbir şey görmedim ben!" diye söylendi. Beni sarsarak, "Ellerimde bir saz gibi İnce, güçsüz duruyor," diye mırıldandı. " İki parmağımla kırabilirim onu. Ama tut ki kırdım, büktüm, hatta kökünden söktüm... Ne işe yarar, bu gözler bana böyle baktıkça? Bu gözlerden dışarı taşan azimli, vahşi, özgür ruh bana böyle, cesaretten ileri, bir tür müthiş bir zafer duygusuyla meydan okudukça? Kafesi kırıp parçalasam da içerideki bu yırtıcı yaratığı tutamam ki! Bu cılız kafesi yıkıp açarsam, saldırımın sonucu yalnızca bu yaratığı uçurmak olur! Kalıba el koyabilirim, ama ruha asla! Oysa benim istediğim de sensin, ey ruh! Senin iraden, gücün, senin erdemin, saflığın. Yoksa, yalnızca kafesinde gözüm yok. Sen istersen kendiliğinden yavaşça kanat çırparak gelir göğsüme, yüreğimin dibine sokulabilirsin. Zorla yakalamak istediğim sürece buhar gibi kaçacaksın elimden... Yitip gideceksin. Ah Jane!.. Gel bana, gel"
Sayfa 446 - Edward Rochester