Nefrin

Nefrin
@Nefrin
Güzelliği severdim ; tanrısal ve ölümsüz olsaydı eğer.
8 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Kapıya doğru yürüdüm. "Gidiyor musun, Jane?" "Gidiyorum, efendim." "Beni bırakıyorsun ha ?" "Evet." "Gelmeyeceksin demek? Benim dert ortağım, kurtarıcım olmayacaksın? Sonsuz aşkım, ıstırabım, yalvarışlarım vız geliyor sana, öyle mi?" Sesi öyle anlatılamayacak kadar acıklıydı ki! Kesinlikle "Gidiyorum" demek öyle zor geldi ki bana! "Jane!" "Efendim?" "Git bakalım, izin veriyorum. Yalnız, beni burada, azap içinde bırakıp gittiğini unutma. Odana çık; benim anlattıklarımı bir daha düşün. Çektiğim acılara bir göz at, Jane... Beni düşün." Döndü, kendini yüzükoyun kanepeye atarak, içi parçalanırcasına, "Jane... Umudum... Sevgilim... Hayatım..." diye hıçkırdı.
Sayfa 447
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kısılmış dişlerinin arasından,"ömrümde hem böyle çelimsiz hem de böylesine güçlü hiçbir şey görmedim ben!" diye söylendi. Beni sarsarak, "Ellerimde bir saz gibi İnce, güçsüz duruyor," diye mırıldandı. " İki parmağımla kırabilirim onu. Ama tut ki kırdım, büktüm, hatta kökünden söktüm... Ne işe yarar, bu gözler bana böyle baktıkça? Bu gözlerden dışarı taşan azimli, vahşi, özgür ruh bana böyle, cesaretten ileri, bir tür müthiş bir zafer duygusuyla meydan okudukça? Kafesi kırıp parçalasam da içerideki bu yırtıcı yaratığı tutamam ki! Bu cılız kafesi yıkıp açarsam, saldırımın sonucu yalnızca bu yaratığı uçurmak olur! Kalıba el koyabilirim, ama ruha asla! Oysa benim istediğim de sensin, ey ruh! Senin iraden, gücün, senin erdemin, saflığın. Yoksa, yalnızca kafesinde gözüm yok. Sen istersen kendiliğinden yavaşça kanat çırparak gelir göğsüme, yüreğimin dibine sokulabilirsin. Zorla yakalamak istediğim sürece buhar gibi kaçacaksın elimden... Yitip gideceksin. Ah Jane!.. Gel bana, gel"
Sayfa 446 - Edward Rochester
Nitekim dediğimde durdum; efendim de, yüzümü okuyunca kararımın kesin olduğunu gördü. Öfkesi taştı, köpürdü. Bu durumda kendisini tutamazdı. Geldi, kolumdan, belimden kavradı beni. Alev alev yanan bakışlarıyla beni yutmak ister gibiydi. O anda bedenim yangın karşısında bir saman çöpü kadar dayanıksızdı. Yalnız, kafam, ruhum sağlamdı, bu sayede de, en sonunda esenliğe kavuşacağımdan hiç kuşkum yoktu. Şükürler olsun ki gözler ruhun aynasıdır; istemeyerek de olsa dosdoğru yansıtırlar kişinin ruhunu. Ben de gözlerimi efendimin gözlerine doğru kaydırdım. O alevli bakışlarla karşılaşınca yavaşça içimi çekmişim. Kolları beni acıtıyordu, direncim kesilmek üzereydi.
Sayfa 445 - Jane Eyre
O anda ateşle sınanıyordum ben. Kızgın demirden bir pençe içime yapışmıştı. Boğuşma, karanlık, ateş dolu, korkunç an! Dünyada hiçbir insanoğlu benim sevildiğimden daha çok, daha gerçek sevilmeyi dileyemezdi. Beni böyle sevene ben de tapınıyordum. Gel gör ki bu tapmayı, bu aşkı bırakıp gitmek zorundaydım. Tek bir karanlık söz dayanılmaz görevimi açıklamaya yetiyordu: Uzaklaş!
Sayfa 442 - Jane Eyre
"Sen çıldırsan senden nefret eder miyim sanıyorsun?" "Elbet ederdiniz, efendim." "Demek ki beni hiç tanımamışsın, benim sevince nasıl sevebileceğimi hiç bilmiyorsun, çünkü, yanlışın var. Senin varlığının her zerresi benim için kendi varlığım kadar değerlidir; hastalansa, mahvolsa da canımın canıdır benim. Senin zekân benim hazinem; bozulsa da benim gözümde değerlidir. Sen çıldırsan seni deli gömleğiyle değil, kollarımla tutarım ben. Kollarını bağlasam da iplerin arasına sevgim dolanır. Senden asla tiksinip kaçınmam... Ondan tiksindiğim gibi. Sakin zamanlarında, başında bakıcı olarak ben otururum. Sen bana hiç güler yüz göstermesen bile yorulmak bilmez bir şevkatle üzerine titrerim; sen beni tanımasan da senin gözlerinin içine bakmaktan bıkmam, usanmam..."
Sayfa 422 - Edward Rochester