Yaşamdan korkuyorum! Bazen ben çok korkuyorum. Herhangi bir mutluluk çok basit gibi geliyor. Yine de her şeyin, bu mutluluk arayışını, bu acı korkusunun tümüyle bir yanlış anlama olup olmadığını merak ediyorum... Ondan korkmak veya kaçmak yerine onun içinden geçilebilse, aşılabilse. Arkasında bir şey var. Acı çeken şey benlik; benliğin ise yok olduğu bir yer var. Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Ama gerçekliğin, rahatlık ve mutlulukta görmediğim, acıda gördüğüm gerçeğin, acının gerçekliğinin acı olmadığına inanıyorum. Eğer içinden geçebilirsen. Eğer sonuna kadar dayanabilirsen.
"...Hep her gün öldüğümüzü ve her günün numaralanmış ve muntazam kutular olduğunu düşünürüm. Ama geri dönüp kutuların kapağını açmak olmaz, çünkü hayatın boyunca birkaç bin kere ölmüşsündür, bu da birçok ceset anlamına gelir. Hepsi farklı şekilde ölmüştür, hepsinin yüz ifadesi birbirinden beterdir. O günlerin hepsinde farklı bir sen yaşamıştır, tanımadığın, anlamadığın veya anlamak istemediğin biri."
"Çok kötü değildik, değil mi?"
"Hayır, ama çok iyi de değildik. Galiba sorun da buydu. Dünyanın büyük kısmı çok kötü şeyler yaparken biz kendimiz dışında pek bir şey olmadık."