Allahım, ben yok olamam! Her şey olurum yok olamam. Parça
parça doğranabilirim. Nokta nokta lekelere dönebilirim. Tütün gibi kurutulabilir,
ince ince kıyılır, bir çubuğa doldurulur, içilir, havaya savrulabilirim. Fakat yok
olamam. Madem ki bu kadar korkuyorum, yok olamam. Eczahane
camekanlarında, ispirto dolu bir kavanoz içinde, düşürülmüş bir çocuk ölüsü
gibi, yumruk kadar bir et parçasına inebilir, bir şişeye hapsedilebilirim. Fakat
şişenin camından yine dışarıyı seyreder, önümden geçenleri görür, kendimi bilir
ve duyar, kendimi ve Allahımı düşünebilirim. Razı değilim Allahım! Yok
olmaya, kalmamaya, gelmemiş olmaya, mevcut olmamaya razı değilim
Bir sigara
kâğıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapılan kapa ve git! Üçyüz sene
sonra gel, yerinde bulursun. Belki sararmış, belki buruşmuş, fakat yine o. Bir
sigara kâğıdı kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden evvel çürüyoruz.
Pencereleri açmak istiyorum. Başımı soğuk havaya uzatmak ve köpekler gibi
haykırarak halkı penceremin altına toplamak istiyorum. Düşünmek istemiyorum
diye bağırmak, ulumak istiyorum. Düşünmek istemiyorum! Düşünmek
istemiyorum...