Nejat Ayhan

Huzur içinde olmayan, açlık ve susuzluktan bitkin düşen, yorgunluktan zihninin dengesi bozulan bir kişi aklın meyvelerine ulaşabilir mi? İç huzuru hislerin sürekli olarak bastırılmasıyla mümkündür, hisler bütünüyle bastırıldığında akıl dengeli çalışır. Aklı huzurlu ve dengeli olan kişi yoğun düşünce yeteneğini geliştirebilir. Yoğun düşünce yeteneğine sahip olduğunda dhyāna uygulamaya başlayabilir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sizin demenize göre dharma uğruna ailemde gelenek olan ve istenen meyveyi sağlayan kurban törenlerini yapmalıyım. Bunu onaylamıyorum, çünkü başkalarının acılarından kazanılacak bir mutluluk görmüyorum. Çünkü kurbanın meyvesi kalıcı olsa bile kazanç gayesiyle çaresiz bir canlıyı öldürmek kalbinde merhamet olan bir insana yakışmaz.
Senin yaşamın bilim. Büyük bir adamın karısı, çocuğu olmamalı. Sizler o sefil yolunuzda tek başınıza yürümelisiniz! Erdemleriniz sıradan insanların erdemleri değil; siz Dünya’nın malısınız, bir kadına ya da bir aileye ait olamazsınız. Büyük ağaçlar gibi çevrenizdeki toprağı kurutursunuz siz!
Güzel bir kadın isterse olduğu gibi görünebilir; herhangi bir aptallık ya da beceriksizliğini toplum kolayca hoş görür; oysa tek bir bakış bile çirkin bir kadının dudaklarındaki en olağanüstü ifadeyi silebilir, gözlerini kaçırmasına neden olabilir, hareketlerindeki sakarlığı artırıp elini ayağını dolaştırabilir. Bilmez mi ki yanlış yapmak yalnızca ona yasaklanmıştır! Kimse bu yanlışları düzeltebileceğine inanmaz; ona böyle bir fırsat veren de çıkmaz. Üstelik her an kusursuz olma zorunluluğu insanın bütün yetilerini dondurup işlemez hale getirmez mi sonunda!
Çoğu zaman kötü alışkanlıklarla deha benzer sonuçlar doğurur; sıradan kişi de bunları birbirine karıştırır. Deha da zamanı, parayı, bedeni yiyip bitiren, insanı kötü alışkanlıklardan daha çabuk yatağa seren, daimi bir aşırılık değil midir? Üstelik kötü alışkanlıklar insanların gözünde dehadan daha saygındır sanki; çünkü dehaya güvenmezler. Bilim adamının gizli araştırmalarından beklenen kazanç öylesine uzak görünür ki toplum onu sağlığında hesaba katmaktan çekinir; sefaletini ya da yaşadığı felaketleri ondan bilir ve bunu bağışlamayarak ödeşmeyi yeğler.