Gafletimin cezası içimi kavuran pişmanlık ağrısıydı. Hepimiz öyle değil miyiz? Bir anlık nimete odaklanma ve kavuşma hazzı, nimetlerin ötesindeki nimeti kaçırmamıza neden olduğunda ve bunun farkına vardığımızda "Keşke" terennümü içinde pişmanlık içimizi kasıp kavururken kendimize "Ben bunu nasıl yapabildim?" diye kızıp dururuz.
Bir garip Yunus'tum artık. Ne bir gemiye sığınmış, ne bir balığın karnında yer bulmuş, ne de varacağı bir menzili olan bir garip Yunus. Alıp başımı köyden gitsem nereye gidecektim? Allah'ım şu yeryüzü yarılsa da soksam başımı toprak yarıklarına! Rabbim kimsesizim, çaresizim bir çıkış yolu ver şu kuluna! Denizden kavruk topraklara atılan bu Yunus kuluna bir ümit kapısı arala!
"İnsan yedi kademeli minareye benzer, kimi şerefenin ışığına takılır da minarenin ucundaki aleme varamaz. Kimi de alemin ötesindeki parlaklığa varır. Bundandır ki gönül eğitimi diğer ilimlerin eğitimi gibi değildir. Gönül içten içe, hiçten hiçe aşk ile eğitilir."
"Yunus'um ümitsizlere ümit ol, sen ne kadar çabalarsan ve çabanın sonucunu göremesen de çabandan vazgeçme! Mükâfatını Allah'tan beklediğin hiçbir iyilikte kullara bakıp gönlünü ekşitme! Zor gibi gözüken hadiseler ümit adımları ile aşılır,"