Ne demişler, bir şey haddini aştığında zıddına inkılap eder. Hassas bir oranı koruduğunuzda size mutluluk veren bir şey, dozu aşınca felaketinize dönüşebilir.
Kendinizi bir mekâna ait hissetmek o mekânın fiziksel koşullarından çok orada kendi varlığınızı olduğu gibi ortaya koyup koyamadığınıza bağlı, fikrimce.
Elhasıl eski eşyaları en uzak dolaplara kilitlesek bile, kanatlarında bütün anılarımızı hiç yorulmaksızın taşı- yan kuşlar gibi orada bekliyor ve dolabın kapısı açılır açılmaz kanatlanıp geçmişi zihnimizin boşluklarına dolduruveriyorlar.