Zaten hastaneden eve gelinceye kadar içimde bir deniz, bir vapur, bir şimendifer yolu, etrafında beyaz köşkler dizili bir yol hayali vardı; bu, açık, berrak bir hayal değildi, birçok karışık düşüncelerim arasında, çabucak çevrilen bir defterin yapraklarında görülen resimler gibi görünmesiyle kaydolması bir oluyordu.
Her gidişimde, hastanelerin bahçeleri bana hüzün verirdi. Bunun manasını şimdi bulmaya çalışıyorum ve hastalıkla tabiat arasındaki büyük tezadı anlıyorum.
Geri kalanı insanın zihnindeydi. Nereden geldiğini bilemediğiniz çığlıklar hakkında hayal ettikleriniz. Sizden birkaç hücre ötede, dur durak bilmeden çığlık atan kadının suratını düşünmediniz.