Sesimi alçaltıyorum ve kapıya göz atıyorum. “Kelime oyunu oynuyoruz. Kabus gibi.”
“Kelime oyunu?” Şaşırıyor. “Kelime oyunu iyidir.”
“Dahile ailesiyle birlikte oynuyorsan hiç değil. Millet iridyum falan yazıyor. Bence Bit.”
Sam gülme krizi geçiriyor.
“Bir dakika...” Yazdıklarımı düzenleyip gönderiyorum. “Oldu.”
“Teşekkürler. İyi kurtardın. Çok zekice. Hep böyle zeki misindir?”
Ya tabii. Zeka küpüyüm, ne demezsin! Kelime oyunu’nda tek bulabildiğim kelime Bit.
Çünkü hiç kimsenin okumadığı, adı sanı belli olmayan bir jurnalde akademik yazı yazmak istiyor muyum? Yo. Yapabilir miyim? Yo. Kültürel yaradılışın ne olduğundan haberim var mı? Yo.