"Eğer sen göç edersen," Gözlerini Turna'ya çevirdi Fulya ve minik bir tebessüm kondurdu dudaklarına. "Beni de sırtına alırsın,beraber bataklıkta yaşarız."
Dudakları arasından çıkan kadının ismi,kendisine çok naif gelmişti bir anda. Dudaklarına ne kadar da yakışmıştı kadının ismi böyle. Bunu sadece kendisi mi fark etmişti?
İbresi kırılmış bir pusula gibiydi artık. Ruhunda kopan bir fırtına vardı, etrafını kuşatan ve soluklarını acıya bulayan bir buhran içindeydi. Kimse bu tükenmişliği göremiyordu çünkü ibresi paramparça olmuşken kendisini açıklayan bir cümlenin önemsizliğinin farkındaydı.