Türk Edebiyatının en antipatik insanı olan Rabia'nın baş karakter olduğu roman.
İnsan sıkılıyor. Bu gayet normal. Kelimeler eski ve okumak çok zaman alıyor. Bu da, olaylar yavaşlamaya başladığı zaman, kitabı okumayı zorlaştırıyor. Buna rağmen bazı kitaplar vardır ki, okurken sıkılsak da bitirdiğimizde gerçekten bize bir şeyler katar. Sinekli Bakkal böyle bir kitap. Tutucu bir imam, ilerici hafız bir kız, soytarı bir baba ve yancısı olan cüce, bir mevlevi dedesi ve batılı, kilisesini terk etmiş bir piyanist. Bu gibi karakterler kitabın değerini katbekat artırıyor. Abdülhamit bile var, ve de papağanı. karakterler arasında geçen diyaloglar zamanın (ve zamanımızın) doğu-batı çatışmasını kusursuz bir şekilde sergiliyor. Kitap taraf tutmuyor. Her karakter temsil ettiği felsefi görüşün bağlamında çıkmaz fikirlerin pençesine giriyor ve dünyadaki konumunu sorguluyor. Ortaya çıkan bir doğu-batı sentezi oluyor ama asla ve asla beklenilen uyum ve armoni yaşanmıyor. Bu kitaba bir gerçekçilik katıyor. Sinekli Bakkal bir tecrübe. Bir boş zaman meşgalesi olarak okunursa değeri anlaşılmaz ve insanı sıkar. Kendinizi vermelisiniz. Kitap bittiğinde ve son sayfayı kapattığınızda olgunlaşmış hissedeceğinizi düşünüyorum.
Onlar hayatla kedi yavrularının ipek yumaklarla oynadıkları gibi oynuyorlar, ipeklerin bir gün ellerine, ayaklarına dolaşabileceğini akıllarına hiç getirmiyorlardı.