Anam Havva, "Bir komşum olsa da iki lafın belini kırsak" diye hayıflanırdı bin yıllar önce.
Oysa, lafın belini kıracak kadar çoğalan komşuların gün gelip insanın belini ve kalbini kıracak kadar çoğaldıklarına şahit oldum.
Sonu belli olan bir filmin içerisindeyiz şuan. Filmin ortasındaki iniş çıkışlara ve aksiyonlara takılmadan elden geleni yaparak filmin sonunu beklememiz gerekiyor. Son ilahi ferman bizden yanadır. Zafer gününü görür müyüz, ömrümüz yeter mi bilemeyiz, zaten görmemiz de gerekmez. Zira Allah neden zafer kazanmadığımızı değil zafer için neden çalışmadığımızı soracaktır. O yüzden biz tohum saçarız, bitmezse toprak utanır.
Bugün bu zafere iman eden, Mescid- i Aksa'yı dert eden, gündemine alan hiç değilse üç yüz samimi müslüman vardır dünyada. Bedir ehli de ortalama bu kadardı. Ama Allah karşı taraf sayıca fazla ve güçlü olmasına rağmen zafer nasip etti. Sen merkeze Allah'ın rızasını koyup gayret edince Allah üçe üç yüz verir, üç yüze meleklerini indirir demek ki. Ve elbette gerektiğinde ebabillerini de gönderir. Yeter ki sen işi ebabilden bekleme. Hem belki Allah ebabil olarak seni seni seçmiştir.
Anayasasına "devletin dini İslam'dır" hükmünü koyan ülkelerin bile aslında gerçek anlamıyla İslam devleti olmadığını bilmemiz gerekiyor. İslami devlet uygulamasının yüzdesi yoktur, yani yüzde on, yüzde elli, yüzde doksandokuz oranında bir İslam düzeni düşünülemez. Böyle bir devlet, anayasasına "devlet İslamidir" hükmünü koysa bile, İslam dışı kurumlara göz yuman, böyle kurumların işlemesini kanunen tecviz eden bir ülkede İslami uygulamanın sözü edilemez...