“ Çocukken benim için lüks, kürk mantolar, uzun elbiseler ve deniz kıyısındaki villalardı. Daha sonra, bunun entelektüel bir yaşam sürmek olduğuna inandım. Şimdi bana öyle geliyor ki lüks aynı zamanda, bir erkeğe ya da bir kadına olan tutkuyu yaşayabilmektir.”
“Sanat yapıtlarının benim için sadece tutku bakımından değeri vardı. Badia Kilisesi’ne yeniden gidiyordum çünkü Dante, Beatrice’le orada karşılaşmıştı.”
Zamanı kullanmak lazım. Zamanı tutmak lazım. Zamanı ölçmek lazım. Zamanın boynuna sarılmak lazım… Tıpkı sevgilinizi dansa kaldırdığınızda yaptığınız gibi. Bir arkadaş edinmek lazım. Paylaşmayı bilmek. Onu kullanmak. Onunla bir şey yapmak. Düşünmek, hayal kurmak, düşünmek, icat etmek ve hatta yaratmak… Onu sadece kendine saklamamak. Bir yerlere tıkmamak. Her seferinde kazanmaya çalışmamak. Kaybetmeyi ve vermeyi bilmek.
Sürekli koşturuyorlar, mutluluğun peşinden koşuyorlar. mutluluk koşarak yakalanmaz halbuki, yürürken yakalanır. Yavaş yavaş yürürken, kendinle iyi geçinerek, kendinle iyi anlaşarak. Unutmak, kendini kaybetmek, kendinden kaçmak, kendini kurtarmak için hızlanmak yerine uygun adım yürürken.