1938’de yayımlanan roman, 11. yüzyılda İran’da Alamut Kalesi’nde geçen olayları anlatır. Başkahraman, Haşhaşîler tarikatının lideri Hasan Sabbah’tır. Hasan, kaleyi bir “iman kalesi” haline getirerek fedailer yetiştirir. Onları, sahte bir cennet ve mutlak itaat idealiyle yönlendirir. Roman, özellikle “Hiçbir şey gerçek değil, her şey mubah” düşüncesini işleyerek bireyin inanç, özgürlük ve manipülasyon ilişkisini sorgular. Hasan Sabbah, davası uğruna fedailerine “ölümü sevinçle karşılamayı” öğretir. Onları cennet vaatleriyle kendi amaçlarına yönlendirir. “Fedailerin Kalesi: Alamut”, yalnızca tarihsel bir roman değil; inançların nasıl bir silaha dönüşebileceğini, insanın özgür iradesinin nasıl manipüle edilebileceğini gösteren, bizleri düşündüren güçlü bir eser.