Nesrin Õzer

Sünneti tarih, din, etik ve çocuk hakları açısından sorgulayan bir araştırma kitabı yazan Kaan Göktaş, gazeteci Damla Çeliktaban'a verdiği röportajda sünnetin tarihçesinin Afrika dinlerine uzandığını, Yahudilerdeki geleneğin ise köle ve mahkum olarak sürülmelerinden kaynaklandığını söylüyor: Ana tanrıçaya kendini adayan erkek rahipler, kendi kendilerini hadım ederek penislerini kurban sunarlardı. Sünnet bu ritüelin modern halidir.
Reklam
.. sünnet edilen bebeklerin strese bağlı hormonlarının, uyku düzenlerinin değiştiğini, daha çok ağladıklarını ve daha huzursuz olmaya başladıklarını biliyoruz. Sünnet, dini bir uygulama değildir. İslamiyet'te de sünnetin Muhammed'in sünnetli doğduğu tevatüründen çıkarak, zamanla yerleştiği söylenir. Muhammed'in ölümünden 250 yıl sonrasına kadar böyle bir pratiğin olmadığı, artık çok sayıda ilahiyatçının da kabulü. Sünnetin ne kadar anti-İslami bir gelenek olduğunu herkese anlatmaya çalışan İslami gruplar biliyorum. Bu gruplar, Allah'ın erkeği zaten olması gerektiği gibi yarattığını savunuyorlar. Aralarında sünnetin "şirk" olduğunu iddia edenler dahi var.
Bir ailede erkek çocuğun kız çocuğa karışmasına, baskı uygulamasına, daha agresif, daha tembel, daha düzensiz olmasına göz yumulması, yine, erkek çocuğa erkek, kız çocuğa kız olduğunu ailenin kendi cinsiyetçi değer yargılarıyla öğretmesidir.
Bize dayatılan şeylerin bize dayatıldığının dahi farkında değiliz. Kendi isteklerimiz, kendi düşüncelerimiz, kendi tercihlerimiz sandığımız birçok şey gerçekte bize ait değil. Bunun bir neticesi olarak yaşadığımız ruhsal sıkıntıları da bu yüzden çözümleyemiyoruz.
Kadınlar uç durumlarda köyün yasaklarına karşı çıktıkları ve onayianmayan çocuğu korudukları için asılmış, yakılmış ve öldürülmüşlerdir.
Reklam