Nesrin Õzer

Anısına...
Puan vermedi·296 syf.·
2026 13. kitabı
Pek beceremem aslında inceleme yazmayı... Ve haddim de değil gibi gelir. Ama bazı kitaplar var ki üzerinden döne döne tekrar geçilir. Her sözcük farklı şekillerde yeniden keşfedilir. Öyle ki Magellan da kimmiş ki bile denilebilir. Dünya değil dünyalar keşfedilir. Bütün sayfalarını işgal edip sahiplenmek geçer içinden... Sonra da sahiplendirmek... Ama neyi dersin, kafaya balyozu indirirsin... Çünkü kolaydır kozayı delmek oysa ne zor dokunmuştur tek tek, ilmek ilmek, renk renk... Sanırsın ki seni yalıtıp koruyacak, pamuklara saracak... Sonra ya sonra, dar gelir, boğar ve deler parçalarsın. Dışarıda çok daha devasa başka bir koza, üstelik onu sen de örmemişsin. Ömrün yetmez uğraş dur... Başaranlar vardır mutlaka onlarda sığmaz yaşama... Rastlarsan içlerinden birine sakın ola peşini bırakma... Sosyoloji, felsefe, psikoloji, coğrafya matematik, geometri, siyaset, edebiyat, sanat... Herşey mi olur bir kitabın içinde... En çok da sen sızarsın dokumaya başlarsın her sayfasını okurken... O sayfaların içinde yazarla iç içe yarattığın koza üzerine bol gelir, tadilat da yapamazsın içinde kaybolur gidersin... Bir de bakmışsın kitap sen, sen kitap olmuşsun.... Eyvallah Füruğ iyi ki bu evrenden geçip gitmişsin... Rastladık sana ve düştük yola... İyi ki yüreğini döktün bize... İyi ki yolunu yolumuz acını acımız, umudunu güneşimiz yaptın... İyikilerimizi çoğaltın... Bu kadar mı etkiler bir anlatı bir şiir yüreği. Aşkı.... Yarayı... Gitmek...geldi aklıma iyi bir filmdi... Benim Marlon ve Brandom(Yöntmen Hüseyin Karabey) Nazan kesal geldi (Yaralarım Aşktandır) Kasımiye Medresesi geldi Mardin'den sonsuza uzanan... Ya Can Yücel'in Çember'i... Fikret Kızılok'un "İnişleri Çıkışları" Hüsnü Arkan'ın "20 yaşı" Geldi aklıma dahası ve dahası.... Varın onları da siz çözün gayrı.... Okuyun
Yaralarım AşktandırFuruğ Ferruhzad · Totem Yayınları · 20202,644 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
NENNİ DE GÜLİŞ NENNİ
10/10
·215 syf.·
2025 72. kitabı
Dertleşmek... Bendeki karşılığı dert etmek. Ananla, babanla, kardeşinle, dostunla, yavuklunla, evini paylaştığın kedinle, köpeğinle, kuşun, balığınla... Oturup karşılıklı dert edinmek. Beraber bir anda ağlamak, sızlamak, dövünmek, feryat figana karışmak, dibe en dibe vurmak... Ve o anda içini boşaltıp, ellerin toprakta yüzünü güneşe vurmak, en karanın mavisindeki bakışlarınla denizlere taşmak, karışmak derinliğinde kaybolmak... Dertleştik Gülişle kitabın her satırında. Esra Kahya... Esra adının anlamı gece yürüyüşüymüş. Ama açılımı da var gizem, keşif, hareket kavramlarını da çağrıştııyormuş. Gönlünün çok güzel olduğuna inandığım yazarımızı ilk "Kambur" kitabıyla tanıdım. Sonra "Benim Rüyalarım Hep Çıkar". Referansım çok sevdiğim gazeteci, bağımsız haberci Ünsal Ünlü. Mıh gibi aklımda mıh. Diyor ya yazar Üç kitabıyla mıh gibi girdi aklıma. Yas mı uzun, veda mı kısa... Kalan anılar onlar nerelere uzar.. Terkedişler güzel midir ya ruhuna ruhuna yediğin acılar... Anılar... Hatırla... Biter mi bitmez... Yol uzun ve o yolda beraber olduğunu bilmek yolu aydınlık sonsuza götürür. Yazanlarımız ve okuyanlarımız bol olsun. Emeğe yüreğe sağlık. "Hatırla..."
Tepsideki MelekEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2025201 okunma
Ahhh yalan dünya...
Puan vermedi·208 syf.·
2025 49. kitabı
Matrix, Simpsonlar, Yalanın İcadı... Neleri çağrıştırmadı ki kitap... Gerçeklik ve Algı derin bir sorgulama. gerçek dünyada mıyız kurgularda mı kaybolduk... Var mıyız... Platon'un mağara alegorisini bile geldi aklıma. Dinden ekonomiye, sınıfsal ayrıma, özgür iradeye, kadere kadar herşey ele alınmış... Diyor ki yazar: "Gerçek, yalnızca bize gösterilen şekliyle değil, bizim onu nasıl algıladığımızla ilgilidir. Yalanlar bazen, gerçeklerin ötesine geçerek, bizi daha iyi bir dünyaya taşır. Yalanın erdemi, bazen doğruyu aramaktan daha değerlidir." Bu alıntı, kitabın özü. Yalanın, ilişkilerde bazen bir araç olabileceği düşüncesi. Zelter, yalanı sadece kötü bir şey olarak değil, zaman zaman bir tür erdem olarak ele almış. Yalanın, gerçeği aramak ve anlamak adına önemli bir rolü olabileceğini savunmuş. Kitap en çok aklıma 2009 yapımı bir komedi filmi olup, Ricky Gervais tarafından yazılmış, yönetilmiş ve başrolünde yer alınmış "Yalanın İcadı" filmini getirdi aklıma. Film, yalanın olmadığı bir dünyada geçer ve yalan söylemenin insan toplumunda nasıl bir devrim yaratabileceğini keşfeder. İzlenmesi gereken bir film. Sonuç olarak; kitabın bende bıraktıkları - Yalan, bir gelişme olarak görülse de, zamanla çeşitli ahlaki soruları da beraberinde getirir. - İnsanlar her zaman doğruyu söyleseler de, bazen yalanların sosyal ilişkileri kolaylaştırabileceği ya da hatta insanları daha iyi bir yaşam için yönlendirebileceği de düşünülebilir. - Yalanın olmadığı bir toplumda, insanlar daha az maskeli ve daha doğrudan olurlar. Ancak bu doğrudanlık, bazen zorlayıcı olabilir. İnsanlar, duygusal zararlar veya sosyal yanlış anlamalar ile karşılaşabilirler, çünkü hiçbir şey gizlenmemektedir. - insanların bazen birbirlerini korumak için yalan söylemek zorunda kalması gerekliliği
Yalanın ErdemiJoachim Zelter · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024376 okunma
Kadın...
Puan vermedi·104 syf.·
2025 21. kitabı
Romanda, hem Afgan toplumunun kültürel yapısı hem de savaşın insan ruhu üzerindeki etkilerini işlenmiş. Kadınların savaşın getirdiği zorluklar ve baskılarla nasıl başa çıktığı derinlemesine ele alınmış. Savaşın acımasızlığı, bireysel travmalar ve kadınların içsel gücü ana noktalar. Sadece savaşın yıkımını değil, aynı zamanda bireylerin ve özellikle kadınların içsel gücünü keşfetmelerini ve zorluklarla başa çıkmaları ayrı bir etki bırakıyor. Yazar, sabır, dayanıklılık ve insan ruhunun direncini, kendisiyle başa çıkışını anlatırken, yaşıyor ve okuyucuya da yaşatıyor aynı zamanda. Sonra umut diyor güç diyor yol diyor. Çocukluğumda annemden çok dinlediğim bir masalda geçerdi "Sabır Taşı." Masalın kahramanı geç kıza erenlerden biri sabır taşı ve bir bıçak getirir ve "derdininbu taşa anlat, seni dinleyecek ve çözüm bulacak." der. Kız anlatır derdini, taş çatlar ve...sonunu yazmak istemiyorum. Çözümü o yaşlarımda da şimdide düşündüğümde içim acıyor. Kitabın da benzer şekilde bitişi, kadınların ne ağır yükler taşıdığını bir kez daha kazıdı beynime. Taş aynı taş, yük aynı yük. Ama kadın aynı değil artık. Güçlü... Duygulu... Akıllı.... Umutlu.... Sabırlı... Bilinçli... Ana.... Yar.... Ve bir sabır taşına ihtiyacı yok. Çünkü en çok kendine inanıyor artık...
Sabır TaşıAtiq Rahimi · Can Yayınları · 2010820 okunma
OTO SOSYO BİYOGRAFİ
Puan vermedi·232 syf.·
2025 10. kitabı
"Bütün görüntüler yokolup gidecek." diye başlıyor kitap. Yazar "Oto Sosyo Biyografi" olarak adlandırmış türünü. Ve 2022 yılında Nobel almış. Kitaplar, filmler, şarkılar, ünlüler, yerler, halklar, dipnotlar, fotoğraflar sığdırmış sayfalara. Toplumsal bellek... Seneler... Seneler... Seneler.. Yüzyılın tarihi, dökümü, arşivi gibi. Sanki bir almanak gibi. Kitapta anlatılan dergilerin, gazetelerin, filmlerin, gazetecilerin, politikacıların bizde ve diğer ülkelerde muadilleri var. Gerçek ve hayal içiçe girmiş. Dümdüz yazmış, böyle yazmayı istemiş gibi. Yaşananlara dışarıdan bakmış, kayıt altına almış. Kollektif bir hafıza yaratmış. Bir zamanlar olanları, bir zamanlar olduğu kişiyi anlatmış hiç sakınmadan. Kendine dönük yorumlar katmış okuyucuyu ortak saymış. Ve en çok da tarihte bitmeyen "eril gücün" hiç değişmediğine parmak basmış. Herşey birbirini takip etmiş, yinelenmiş... Unutmamak adına yaşananları, okuruna bırakmamak adına okunması gereken bir kitap. Ve son bir alıntı... "Hepsine ve hiçbirine aittik. Bizim kendi senelerimiz yoktu onların arasında. Mutasyona uğruyorduk. Yeni biçimimizi tanımıyorduk. Gece başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda Ay’ın, enginliğini ve fokur fokur kaynayışını içimizde hissettiğimiz dünyanın, milyarlarca insanın üzerinde, her zamanki yerinde parladığını görüyorduk. Bilinç, gezegenin tamamını içine alarak diğer galaksilere doğru genleşiyordu. Sonsuzluk muhayyel olmaktan çıkıyordu. Tam da bu yüzden, günün birinde öleceğimizi düşünmek tasavvur edilemez geliyordu." Ve yazarın dediği gibi: 1. "... artık bir daha göremeyeceğimiz yüzlere vuran ışığı yakalamak, yok olmuş yiyeceklerle dolu sofralara vuran, çocukluğunun pazar anlatılarında orada olan, yaşanmış şeylerin üzerine her daim vurmaya devam eden o ışığı, kadim ışığı yakalamak. Kurtarmak." 2."
Hayata Dair
SenelerAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20212,541 okunma