Toplumun bize "Başka türlü olmaz:' diye öğrettiği şeylere inandığımız oranda çocuklarımızı sakatlıyoruz, onları göremiyoruz, anlayamıyoruz, tanıyamıyoruz.
Ebeveynler, çocuğun duygusal ihtiyaçlarına karşılık veremediği için çocuk yaşayamamıştır. İyi Aile Yokturda, dokunulmadıkları için öldüklerini anlattığım bebekler gibi. Masaldaki ebeveynin davranışını normalize eden toplum da çocuğun katline ortak oluyor böylece.
Bir anne-babanın, çocuğundan bütün gününü kendi istedikleri, kendi belirledikleri işlerle doldurmasını istemek, zaten o çocuğu anne-baba için öldürmekle eş anlamlı değil mi? Bir çocuğun anne-babasının istediği işleri yaptıkça mutlu olması, yani anne-baba mutlu oldukça mutlu olması, kendisine ait hisleri, iradesi, tercihleri, hayatı olmaması, o çocuğu zaten baştan öldürmekle eş anlamlı değil mi?
Çünkü dünya bir kız çocuğunun kız olduğunu bildiği andan itibaren, onun bütün sınırlarına müdahale etmeyi müdahaleden saymıyor. Dünya, kadını, en baştan tanımlıyor.
Yaratmak için, tepki verebilmek gerekir. Yaratıcılık, çevremizde olup biten her şeye duyarlı olma, içimizde doğan yüzlerce düşünce, duygu, eylem ve yanıt olasılığı arasından seçim yapma ve bunları önem, tutku ve anlam taşıyan tek bir yanıt, ifade ya da iletide bir araya getirme yeteneğidir.