Nesrin Demirci

Nesrin Demirci
@NesrinDemirci
Okur & Yazar. Hikaye anlatıcısı. Ekonometrist. Yönetim Danışmanı ve Eğitmen.
instagram: @nesrindemirci.nd x: @Nesrin_Demirci
1 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
TOPRAĞA DEĞİL HAYATA!
Odamda uzanmış kitap okuyordum. İçerde birdenbire görüverdim onu. 10-12 yaşlarında bir kız çocuğuydu. Beyaz şifondan, etekleri uçuşan, güzel bir elbise giymişti. Elbisenin belini de kuşağıyla bağlamış, sırtında bir de güzel fiyonk yapmıştı. Elbise ona çok yakışmıştı. Koyu kumral uzun saçları özenle taranıp toplanmış, yüzü ortaya çıkmış, kocaman üzgün kahve gözleriyle bana bakıyordu. Öyle kederliydi ki dokunsam kederi de beni içine alacak, o derin ve saf keder de kaybolacağım sandım. Ne zaman, nasıl içeri girmişti, kim onu odama almıştı, bilemedim. Sen de nereden çıktın diye sordum bu küçük, tatlı kıza merhametle, kimsin sen? Adım Hatice dedi, 12 yaşındayım ben. Seni görmeye geldim. Beni mi? dedim, neden? Dediler ki, yazarmışsın, hikayemi anlatırsam bir gün beni de yazarmışsın sen! Kim dedi bunu sana? dedim. Cebrail! dedi, beni sana o getirdi! Eliyle işaret ettiği yere doğru baktım. Bir şey görür gibi oldum ama ben daha ne olduğunu seçemeden o ortadan kayboldu. Ben o kayboluşun etkisiyle şaşkın bir halde boşluğa öylece bakakalmışken küçük kız yanıma gelip oturdu, saçlarımın bir buklesini tutup sağ el parmaklarından ikisine doladı, gözlerimin içine sevgiyle baktı, korkma, ölüyüm ama zombi değilim, sana zarar vermem ben! dedi, göz kırptı. İlk kez gülümserken görüyordum onu. Bir daha da gülümsediğini görmeyecektim. Güleyim mi ağlayayım mı bilmedim. Bildiğim bir şey varsa, o da ondan hiç ama hiç korkmadım. Neden öldün? dedim üzgün bir merakla. Ölmedim ben dedi, öldürdüler beni! Kim? dedim, seni kim öldürdü? Siz! dedi, siz insanlar yüzünden öldüm ben! Savaşta mı öldün dedim? Hayır dedi, organlarını bağışlamayan insanlar yüzünden öldüm ben! Organ nakli yapılamadığı için ölmüş bir küçük kızdı demek... Hayır! dedi, organlarım için öldürüldüm ben! Aklımdan geçenleri okumasına
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
EVLENELİM Mİ!?
Kar bizim için bir eğlence, romantizm, kartopu savaşı ve kardan adam demek. Ama yoksullar hele de evsizler için bir felaket. Ve genellikle hava sıcaklığı donma noktası uyarısı verdiğinde hatırlarız biz onları. Gözümün önünde, burnumuzun ucundadırlar oysa ama görmeyiz onları. Çoğu zaman korkuyla, küçümsemeyle, tiksinçle, acıyarak ya da halimize şükrederek bakar geçeriz göz ucuyla yanlarından. Sırtımızı dönmek ne kolaydır onlara. Öyle ya, görmeye değer bir şey yoktur sonuçta ortada! Oysa geride bıraktığımız bir insandır, bir yaşamdır ve bumerang olur geri döner bir gün bize ya tıpa tıp aynı bir kaderle ya bir gasp, tecavüz ya da bankta hazin bir ölüm haberiyle. Daha da beteri geride bıraktığımız sadece bir insan değil vicdanımız ve insanlığımızdır aslında! Evsizlik tüm dünyanın temel sorunlarından biri ve çözmekte hayli zorlandığı bir konu. Oysa demokratik yönetim tarzını benimseyen tüm ülkelerde kişilerin temel hak ve özgürlükleri anayasa ile güvence altına alınmıştır. Hatta mevcut anayasal sistemler dışında uluslararası bir takım anlaşmalarla da bu hak ve özgürlükler üzerinde yaptırım gücü sağlanmıştır. Sağlanmıştır sağlanmasına ama bu ne kadar hayata geçirilmiştir, işte orası tartışılır. Ben bu tartışmaların dışında kalarak, geçici barınma, beslenme ve sağlık desteklerinin yetersizde olsa yinede iyi niyetle bir takım kişi, kurum ve kuruluşlarca verildiğini bilerek ama geçici değil kalıcı çözümlerden yana biri olarak diyorum ki, üstlerinde dam olsun insanların, gökyüzü değil! Gelin bu meseleyi artık kökten çözelim. Nasıl mı? Soru(n) varsa yanıt da vardır. Ve her sorunun yanıtı aslında kendi içinde saklıdır. Evsizlik soru(su)nunun yanıtını bulmak için evsiz insan profillerine ve evsizlik nedenlerine göz atmak ve oluşması muhtemel olasılıkları, oluşmadan önce önlemeye
Edebiyat
Namussuz namuslu!
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki her şey çelişkili. Ne yapıldığı değil kimin yaptığı ne söylenildiği değil kimin söylediği önemli. Kısaca baltayı bilerek ve isteyerek taşa vuralım, sadece Türkiyelinin anlayacağı bir deyimi tersine çevirip latife edelim, netice değil de Hatice! diyelim isterseniz laf aramızda biz bu duruma. Mesela mı? Nikahlı kocanla yatıyorsan faziletli kadınsın, sevgilinle yatıyorsan orospu, fahişe, kaltak, sürtük gibi sıfatlarından sıfat beğen kendine. Sıkıntı çekmezsin, bu sıfatlardan istemediğin kadar çoktur dilimizde. Ağır, hafif, hatta sevimli olanları bile mevcuttur. Kocanın canı sevişmek ister ama sen istemezsen, yine de seni zorlarsa takma kafana ne de olsa kocandır. Yazık, günah hem adama. Yok, zorlayan koca sıfatını taşımıyorsa yani belediyeden onay almamışsa seninle olmak için, bir başka deyişle kapı gibi evlilik cüzdanı yoksa elinde, o zaman bunun adı düpedüz taciz ve de tecavüzdür. Hem işin sonunda kayda değer olmasa da aftan yırtmazsa ve sen de ispatlayabilirsen tabi bir hapis cezası bile var. En iyisi mi gel sen öl, gene de bir kerecik verme ha elin adamına! Erkek çapkınlık yaparsa helal olsun, elinin kiridir yıkar geçer. Yürü be koçum kim tutar seni! Kadın kaçamak yaparsa, e tabi bu iş o zaman kuru bir yazıklar olsunla kalmaz, küfrün bini bir para da durumu kurtarmaz, öldüresiye dövülür. O da yetmez, ne de olsa elin oğlu yas tutmaz, tabanca, bıçak, çıplak el gibi yöntemler arasından o an sinirine en uygun olanını seçer, öldürür! Namusumu temizledim Hâkim Bey! der sonra mahkemede. Hakimler hep erkek olmasa da yasa koyucular genellikle erkektir. İyi halden birkaç yıl yatar çıkar dışarıya. Vay gidene! Anlayamadım gitti. Biri bana açıklasın canım, şu “Namus Lekesi”nden kasıt ne? Vajinada kalan sperm mi? Tenden tene karışan ter mi?
Edebiyat
Başkası olma, kendin ol!
Yanlızlık nedir? İnsansızlık mı? Sevgisizlik mi? Teklik mi? Yoksa teklik duygusunun ta kendisi mi? Yanlızlık, anlaşılamamaktır. İnsan ancak anlaşılamadığında tektir, yalnızdır. Günümüzde birçok insan sevgisizlikten şikayetçi. İçten içe sevgi eksikliği duyuyor, kendini mutsuz ve yalnız hissediyor. Bazıları susup içine atıyor, bazılarının çenesine vuruyor, bazıları da antidepresanlarla durumu idare etmeye çalışıyor. İşin tuhaf yanı, bu insanların birçoğu dışarıdan bakıldığında çevresinde sevilen, sayılan, son derece başarılı, hoş ve güzel insanlar. Peki, ama o zaman neden hala mutsuz, neden hala sevgiye aç ve yanlız? Kendi değil de ondan! Sen evde örnek evlat, okulda parmakla gösterilen bir öğrenci, işyerinde patronun gözbebeği, ahbaplarına müthiş bir dost, sevdiğine mükemmel bir eş ve sevgili, çocuklarına süper anne-baba gibi rollere kaptırırsan eğer fena halde kendini ve o rollerin içinde kaybedersen sonra bir gün tüm benliğini olacağı bu! Ne bekliyordun ki? İnsanlar gördüğünü sever. Onların gördüğü, dolayısıyla sevdiği sen değilsin ki! Ondandır çevrendeki onca kalabalığa rağmen kendini yalnız hissetmen, ondandır elini tutan bir ele, sana gülümseyen gözlere, söylenen tüm o tatlı sözlere rağmen sevgisizlik çekmen. Çünkü gerçekte sensin sevilmeyen! Sayılan, sevilen, methedilen, özlenen, istenilen o kişi az önce sahnede kaldı. Ve şimdi oyun bitti, perde indi, ışıklar söndü. Herkes evine gitti. O alkışları sen değil az önce sergilediğin o şahane performans aldı. Sense şimdi bir başınasın kendinle, en fazla oynadığın rolün hakkını verdiğin için takdir edebilirsin kendini ama kendinle birlikte eve götüremezsin ki orda oynayan karakterin aldığı sevgiyi! Hissedemezsin ki sana değil de bir başkasına duyulan sevginin sıcaklığını yüreğinde ve doygunluk denen o şeyi
Edebiyat
Bensiz bir hiçsin!
Ben varım diye var bu gökyüzü. Ben varım diye var bu dünya, insanlar, hayvanlar, bitkiler benim için var. Yaşam benimle biter benimle başlar. Gökyüzü koynunda geceyi de gündüzü de benim için saklar. Ay da yıldızlar da karanlığa inat benim yolumu aydınlatmak için parlar. Denize benim için düşer yakamozlar. Benim için şarkılar söyler kuşlar, dans eder yunuslar. Benim için akar tüm nehirler. Gittikleri yerlere yaşamı da beraberlerinde götürürler. Ben durgunum diye durulur denizler, ben coşkunum diye çağlar çağlayanlar. Ben kaşlarımı çattığımda çakar şimşekler, ben bağırdığımda gürler gökler. Ben kızgınsam kopar fırtınalar, öfkeliysem patlar kasırgalar. Ben bunaldığımda kuraklık olur ben gitmek istediğimde eser rüzgarlar. Ben ağladığımda yağar yağmurlar. Yalnızlığımda üşütür kar. Yolumu kaybettiğimde her yeri sis basar, umutsuzluğa kapıldığımda tipiye tutulur dört biryan, kararsız kaldığımda med-cezir olur, yükselir sular. Hayal kırıklığına uğradığımda düşer çığlar. Ben yıkıldığımda deprem olur benimle birlikte yıkılır dağlar. Ben yiyeyim diye var tüm bu sebzeler, meyveler, ben içeyim diye çağlar gürül gürül pınarlar. Ben göreyim diye bu eşsiz manzaralar. Ben duyayım diye fısıldar doğa usulca. Tüm evren konuşur benimle. Ben seveyim diye var tavşanlar, ben kıyamayayım diye öyle masum bakar ceylanlar. Dünya benim için güneşin etrafında döner, mevsimler benim için değişir. Çiçekler benim için açar rengarenk, benim için mis gibi kokar kırlar. Ağaçlar benim için yeşerir. Bebeler benim için doğar, benim için ölür insanlar. Yaşam her an benim için yıkılır ve yeni baştan kurulur. Her şey ve herkes benim için, ben kendim için, yaşam ve evren benim için var. Ben senin için varım. Sen benim için varsın. Biz birbirimiz için yaratıldık. Birimiz olmadan diğerimiz eksik. Birimiz
Edebiyat