Hayat sana görünen ve senin gördüğün kadarı değil! Senin yaşadığını sandığın ve sana sunulan hayat dışında başka başka hayatlar, başka başka alemler, bambaşka varlıklar var. Ve o alemlerde başka başka canlılar bambaşka bir biçimde, senin aklının hayalinin almadığı hayatlar yaşar.
Şimdi sen belki benim sana teknolojiden, bilimden, ufolardan ya da uzaylılardan bahsettiğimi düşündün. Hayır canım, ben sana yaşamdan bahsediyorum. Kat kat yaratılmış evrenden ve kâinattan. Şu gördüğün gökyüzünün üstünden, bastığın yeryüzünün altından ve baktığın denizin dibinden… Hiçbir teknolojik alet ve edevatın kullanılmadığı, sadece düşleyerek, düş kurarak her şeyi gerçekleştirmenin mümkün olduğu, Ol!.. diyerek her şeyin olunduğu, sevgi ve ışıkla yoğrulmuş bir başka yaşam biçiminden. O hayatları ve alemleri görmek, bilmek istermisin? O halde, önce içini temizle, tıpkı bir baca temizler gibi. Arındır kendini kendinden, o vakit görecek, bilecek ve hayatın sırrına ereceksin!
İmkansız mı geliyor bu sana? Yok canım, mümkün değil! mi diyorsun içinden? Mümkündür canım, mümkündür. Allah ve sen istersen, şu hayatta her şey mümkündür! Sen bir kan pıhtısından insana ve insandan toprağa, maddesel-enerjisel durmaksızın dönüşüp değişip dururken, söyle bana sevgili dostum ne imkansız olabilir şu hayatta? Işınlanmak mı, telepatimi, duru görümü, astral seyahat, reenkarnasyon yoksa ruhsal şifamı?
Sen Tanrı diyorsun adına, bir başkası Buda, ben Allah. Ne fark eder ki eğer özünde aynıysak, aynı Allaha aynı kitaba inanıyorsak?
Deyişlere, kelimelere takılma sen, şekilci olma. Niyet önemli. Niyetin iyiyse gerisi hikâye! İster ateist ol, ister Zerdüşt, ister Budist, yine de bil ki aynıyız biz seninle, biriz.
Tüm kutsal kitapları okudum ben. Tevrat, Zebur, İncil, Kur’an-ı Kerim. Tüm kutsal kitaplar benim!