Hayatta özgürce yaşamak kadar zor bir şey yok. Milyarlarca yıldır insanların kazanmaya, hakkı olanı almaya çalıştığı özgürlük…
Aileden başlayan, yaşadığın şehirden bulunduğun ülkenin sana sırayla dayattığı tabuları yıkmaya çalıştığın ama boşa kürek çektiğin bir uğraş. Kendini heba ettiğin, sessiz çığlıklar içinde kaybolduğun bir boşluk…
Kendi tercihlerini yapmaya çalıştığın yolda, ayaklarını ezsin diye taşları koymuşlar gibi. Herkes sana yapman gerekeni söylüyor: “Bu şekilde yaşayacaksın, bu şekilde düşüneceksin.”
“Nerede benim hayatım? Siz yaşayın o zaman!” demek geliyor insanın içinden. Onlar için sadece bedenim benim; ama o da onların kurallarına göre giyinmek şartıyla senin bedenin oluyor.
Tehditler ve korku üzerine kurulu bir sevgi anlayışıyla nereye kadar? En son tehdit ne olabilir? Nereye kadar tutsağız?
Uçmak için var olan bir kuşun kanadını kesmeye yeltenmek gibi… Hep varlığından suçluluk duyan o kuş ne yapmalı? Mahkûm hayatına mı yenilmeli?..