İnsanlık zaafları genç zihinler tarafından asla seve isteye kabullenilmez. Etkileri tanımsız olduğu kadar değişken de olan birtakım amaçlar üstünden hayatlarımızı sürdürdüğümüzü; dün bizi büyük güçle etkileyen şeyin bugün hayal meyal hissedilebileceğini, hatta belki yarın göz ardı edileceğini bilmek bize acı verir. Bu tatsız gerceği nihayet kabullendiğimiz deyse, iyilik ne zaman karşımıza cıksa onu tiksintiyle reddeder, hükmedemeyecegimiz bir mutluluğu paylaşmaktan uzak durur ve sık sık geçici bir karamsarlığa kapılırız. Sonunda tecrübe ya da tesadüf bizi bu hatamızdan geri döndürür ve üzerimizde keyiflli ama kalıcı bir etki yaratabilecek bir amaç sunar bize. İşte 0 etkiye mutluluk deriz. Mutluluğun zevk diye sanılan duygudan farkı,temelinde erdemin yatıyor olmasıdır ve erdem de aklın ürünü olduğundan, istikrarlı bir etki yaratabilecek kapasiteye sahiptir.
Bu halimizle hepimiz acınmsaya layıkız, ama kendi kendimize acımalıyız.
Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de
başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur ..
Langdon gülümsemişti. Tipik Edmond. "Bilim ile din rakip
değildir. Onlar aynı hikayeyi anlatmaya çalışan farklı dillerdir.
Bu dünyada ikisine de yer var," diyerek fikrini belirtmişti.