Lâl olduk sevdiğim, çok mu uzak mesafeler? Gönül dediğin yan yana iki çınar değil mi?
Kalp dediğin, ayrı bedende bir atan değil mi?
Geçen gördüm seni, gözüne mutluluk kaçmış, Işıl Işıl parlıyordu.
Benim suratıma gözlerin dokunmuş, hala mutlu.
... Hep diyorlar eylülde aşk başka, kasımda aşk başka... Bilmiyorlar sevdiğim, asıl aşk; sende başka...
Ama bir noktada, belki de içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasındaki bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder. İşte o zaman, bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız, güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir, hızla hareket etmektedir; ne yazık ki, henüz bakmaya bile fırsat bulamadan, onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını, birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını, iyice acele ettiklerini görürüz; zamanın geçtiğini ve günü gelince yolun zorunlu olarak son bulacağını anlarız.