Nevra Akdemir

Özgür olun..
Ya gerçeğe muazzam bir özlem duymalı ya da guruya kesinlikle inanmalısınız. İnanın bana, ne bir hedef vardır ne de ona erişmek için bir yol. Yol da sizsiniz hedef de siz; kendinizden başka erişeceğiniz bir şey yoktur. Tüm ihtiyacınız anlamaktır ve anlayış zihnin çiçek açmasıdır. Ağaç daimidir, ama onun çiçek açması ve meyve vermesi mevsiminde olur. Mevsimler değişir, ama ağaç değişmez. Siz ağaçsınız. Geçmişte sayısız dallar ve yapraklar vermişsiniz ve onları gelecekte de verebilirsiniz, ama siz kalırsınız. Sizin bilmeniz gereken şey, geçmişte ne olduğu ya da gelecekte ne olacağı değil, neyin var olduğudur. Evreni yaratan sizin arzunuzdur. Dünyayı kendi yaratımınız olarak bilin ve özgür olun.
Sayfa 430·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Özgürlük
Bağlılık cesareti yok eder. Veren her zaman vermeye hazırdır. Alan ortada yoktur. Özgürlük bırakmak, koyuvermek anlamına gelir. İnsanlar her şeyi bırakmaya pek razı değildirler. Onlar -ölümün ölümsüzlüğün bedeli olması gibi - sonlu olanın sonsuz olanın bedeli olduğunu bilmezler. Spiritüel olgunluk her şeyi bırakmaya, koyuvermeye hazır olmaktır. Vazgeçmek ilk adımdır. Ama gerçek vazgeçiş, vazgeçecek bir şeyin bulunmadığını, çünkü hiçbir şeyin size ait olmadığını idrak etmektir. Bu derin uyku gibidir, siz uykuya daldığınızda yatağınızdan vazgeçmezsiniz, sadece onu unutursunuz.
Sayfa 412·Kitabı okuyor
Alıntı
En Yüce'ye duyulan sevgi ya da sahte olandan kurtulma azmi
"Ben'im"i öldürmek için kovalamanız gerekmez. Onu öldüremezsiniz. İhtiyacınız olan tüm şey gerçeğe duyulan samimi bir özlemdir. Biz onu atma-bhakti (En yüce'ye duyulan sevgi) ya da moksha-sankalpa (sahte olandan kurtulma azmi) olarak adlandırırız. Sevgi ve sevgi tarafından ilham edilen irade olmadan, hiçbir şey yapılamaz. Gerçek ile ilgili hiçbir şey yapmadan, onun hakkında sadece konuşmak amaca ters davranmak ve kendi kendini baltalamaktır. "Ben'im" diyen kişi ile o "Ben'im"in gözlemcisi arasındaki ilişkide sevgi olmalıdır. Gözlemci, yani iç benlik veya "yüksek" benlik kendisini gözlemlenenden, yani "aşağı" benlikten ayrı gördüğü, onu küçümsediği ve kınadığı sürece durum umutsuzdur. Ancak, gözlemci (vyakta) kişiyi (vyakti) kendisinin bir projeksiyonu ya da tezahürü olarak kabul ettiğinde, kişisel benliği Benliğin içine aldığında, "ben" ve "bu" dualitesi kaybolur ve dıştakinin ve içtekinin kimliğinde En Yüce Gerçek tezahür eder. Bu, gören ile görülenin birleşmesi, gören gören olduğunun bilincine vardığında, yalnızca görülenle ilgilenmediğinde, aynı zamanda ilgilenmekle ilgilendiğinde, dikkate dikkatini verdiğinde, farkında olmanın farkına vardığında gerçekleşir. Sevecen farkındalık, Gerçeği odak noktasına getiren kritik etkendir.
Alıntı
Kurbağa & Kuş
Kuyudaki bir kurbağa gökteki kuşlar hakkında bir şey bilmez.
Sayfa 324·Kitabı okuyor
Alıntı
Arzudan ve korkudan azade...
Dünya ile bir, ama onun ötesinde olduğumu idrak ettiğimde, tüm arzulardan ve korkulardan kurtuldum. Kurtulmam gerektiğini düşünmedim, kendimi - beklenmedik bir şekilde, en küçük bir çaba harcamadan- özgür buldum. O zamandan beri arzudan ve korkudan azadeyim. Fark ettiğim başka bir şey de şuydu: Bir çaba göstermem gerekmiyordu; eylem -gecikmesiz ve sürtüşmesiz biçimde- düşünceyi izliyordu. Yine, düşüncelerin kendi kendilerini gerçekleştirir hale geldiğini gördüm; her şey kolay ve doğru biçimde yerini buluyordu. Esas değişim zihinde oldu; o hareketsiz ve sessiz hale geldi; hızla karşılık veriyor, ama yanıtı tekrarlayıp durmuyordu. Spontanelik bir yaşam biçimi haline geldi; gerçek olan doğal hale geldi ve doğal olan gerçek haline geldi. Hepsinin üstünde, karanlık ve sessiz, her yönde yayılan, her şeyi kucaklayan, her şeyi ilginç, güzel, anlamlı ve hayırlı kılan sonsuz şefkat ve sevgi vardı.
Sayfa 310 - Akaşa Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam