Kimi eserler vardır, pek çok okuyucu tarafından istisnasız beğenilir, üzerine pek çok güzel yorum yapılır. Henüz eseri okumamış birine 'Mutlaka okumalısın.' diye telkinde bulunulur. Herkesin dilinde o kadar iddialı övgülerle dolaşır ki henüz okumamış bir okuyucuda epey merak uyandırır. Küçük Ağaç'ın Eğitimi de bu kategoride yer alan eserlerden biri. Hakkında pek çok güzel yorum mevcut. Durum böyle olunca insan 'Bu güzellikten mahrum kalmayayım' diyerek kitaba sarılıyor.
Eserin ana unsurunu Amerika kıtasının en eski sahipleri olan yerliler/Kızılderililer oluşturuyor. Yerli olan bir büyükbaba ve büyükannenin 'Küçük Ağaç' adını verdikleri torunlarıyla sürdürdükleri yaşam anlatılıyor eserde. Herkesten uzakta, sâkinlik ve huzur içinde, çok az şeye ihtiyaç duyularak sürdürülen bir yaşam var satırlarda. Zîra günümüz keşmekeşliğinden epey uzak bir manzara mevcut. Kendi yiyeceklerini kendileri yetiştiren, ilaçlarını dahi kendileri yapan, kaldı ki doktora pek de ihtiyaçları olmayan bir aileden bahsediyoruz. Anne ve babasının ölümü üzerine küçük yaştan beri büyükanne ve büyükbabasıyla yaşamaya başlayan Küçük Ağaç, yaşadığı bu ortamda her fırsatta kimi zaman doğaya, kimi zaman hayata dair bir şeyler öğrenmektedir.
Genelde esere dair yapılan övgülere baktığımda kitap içerisinde verilen duyguların yoğunluğuna dikkat çekildiğini görmüştüm fakat ben aynı şeyi hissedemedim. Daha önce Bir Çift Yürek isimli eseri okumuştum ve hemen hemen iki eserin konusu da birbirine yakındı. Bir Çift Yürek'de de bir bayan doktorun Avustralya'da yaşayan Aborjinler'e konuk olması ve onlarla birlikte geçirdiği zaman süresince çıktığı ruhsal yolculuk anlatılıyordu. Bir Çift Yürek'de insanlığın temelinde sahip olduğu saf ve samimi duygulara, aslında hantallıklardan kurtularak yaşanan bir hayatın gerçek