Camilie'nin okuduğum ilk çizgi romanı değildi; Julietteden sonra kronolojik sıradan biraz bağımsız hareket ettiğimi söyleyebilirim. (:D)
Yazarın özellikle çizgisi ve edebi dili çok farklı, bana ilk bakışta çizgisel olarak Sempe'yi anımsattı. Juliettedeki dilin daha basit ve inorganik girişi diyebiliriz. Juliettedeki dünya bu kitaptaki dünyadan daha komplike ve ilginçti.
Bu kitabı da aynı ölçüde beğendim. Yazarın özellikle Bolognada ödül alması vs. gibi detaylar da ilgimi çekti. İçinde bulunduğum bir sektör olması da bir hayli cabası oldu tabii.
Vincent'in dünyasını biraz daha akvaryum gibi düşündüm aslında düşünemeyen bir varlık değil, tam tersine çok düşünen ve sorgulayan bir karakteri var ama harekete geçmiyor. Okurken Vincentte kendini bulan insanlar olabileceğini düşünüyorum, henüz 30 yaşında değilsek bile o sürece kadar ki zamanda da birçok şeyi değiştirmemiz mümkün bence. Vincent'in annesi de Vincenti kısmen kendisine baksın gibi bir zihniyetle yetiştirmiş. Bu düşüncenin sadece kendi ülkemizde yaygın olmadığını da okuyunca öğrenebiliyoruz.
Çerezlik bir çizgi romandı özellikle final kısmı epey heyecanlandırdı. Devam edeceğim. Kesinlikle daha sakin ve irdelemeyi seven bir okursanız uzun uzun çizimlerin içinde kaybolarak Emilie'nin dünyasındaki bir dekoru inceler gibi okumanızı öneririm. Puanım 10/10.
"Allahım, yarabbim! Ben insanları sevmek için azami gayretimi sarf ediyorum. Fakat niçin... Niçin her şey, bu yukarda saydığım hayaletler gibi. Her şeyi iyi bulup, kapılarını bana sımsıkı kilitliyorlar?"
“Çankırı’nın ovasında sığır tezeği yakılan bir kulübenin içinde anası babası sağ ise neden mektup iletemezler? Oğlu Emin, çomak kadar çocuk eve mi bakar, şehirde yol mu süpürür, ne eder? Bizi gurbet elde şeytan aldatır; denizlere mi girmeyiz? Çakılda bulunduğumuz bir şeytanminaresine büyük gözlerimizle tabiatın bir sırrına bakar gibi bakar: ‘Hey Allahım, deriz, hikmetini sual edilmez, ne hayvanlar yaratırsın? Evi sırtında, beton gibidir sağlam. Taştan evli hayvanlar. Yarabbi, ne hikmettir, ne büyüksün! Evi taştan hayvanlar… İnsansız evler… Evsiz insanlar…’”