Eğer Islam insan-dünya ilişkisinde insanı merkeze almasaydı din olmazdı, orada kalsaydı da o, sadece İsa'nın, insanın ülküsü ve ebedi ameli hakkındaki getirdiğini basit bir şekilde tekrar eden bir din olurdu. Muhammed (a.s.) ve Kur'an-ı Kerim'in vasıtasıyla İslam mükemmel insana, dış dünyaya, doğaya yöneldi ve böylece hayatın ve insanın tümünü kapsayan öğretisi oldu. Dinle kanun, terbiyeyle güç birleşti. İslam, düzen oldu.
Yazı, milletin tarihteki devamını sağlar ve "akılda tutma" şeklidir. Arap harflerinin kaldırılmasıyla Türkiye için, yazıda korunan geçmişin bütün nimeti kaybolmuş oldu.
Bizim en büyük felaketimiz batıcılarımızın kullandıkları yabancı reçeteleri kullanmalarında değil, bu reçeteleri nasıl kullanacaklarını bilmediklerinde -daha doğrusu- bu esnada iyiye yönelik yeterince güçlü duygu geliştiremediklerinde yatmaktadır. Onlar faydalı mamul yerine, aksine medenî sürecin zararlı ve boğucu yarı mamullerini aldılar.