"Bu yüzden kapitalist gerçekçiliğe karşı bir strateji, kapitalizmin bize sunduğu gerçekliğin altında ya tan Gerçek(leri) çağırmayı gerektirebilir.
Çevresel felaket işte böyle bir Gerçek’tir. Şüphesiz, bir düzeyde, Yeşil meseleler kapitalist kültür açısından ‘betimlenemez boşluklar’ olmaktan çok uzak gibi görünebilir. İklim değişimi ve kaynakların kuruma tehdidi, reklamcılık ve pazarlamaya eklemlenecek kadar bastırılmamış durumda. Çevresel felaketin bu şekil de ele alınması, kapitalist gerçekçiliğin dayandığı fantezi yapısını örnekler: Kaynakların sonsuz olduğu, yeryüzünün kendisinin sadece sermayenin belirli bir noktada tıpkı ölü bir deri gibi silkip atabileceği bir kabuk olduğu ve piyasa tarafından her türlü problemin çözülebileceği ön varsayımı (Sonuçta, Wall-E bu fantezinin bir versiyonunu sunar -sermayenin sonsuz genişlemesinin mümkün olduğu, sermayenin işgücü olmaksızın gelişip büyüyebileceği- dış dünya gemisi Axiom’da bütün işleri robotlar yaparlar; Yeryüzü’nün kaynaklarının kuruyup tükenişinin sadece geçici bir arıza olduğu ve uygun bir iyileşme döneminin ardından, sermayenin gezegeni yeniden yaşanabilir hale getirip yeniden kolonize edebileceği fikri.) Oysa çevresel felaket geç dönem kapitalist kültürde sadece bir çeşit suretten ibarettir, kapitalizm açısından gerçek sonuçları sisteme özümlenemeyecek kadar travmatiktir. Yeşil eleştirilerin önemi, bunların ayakta durabilecek tek siyasal-ekonomik sistem olmaktan çok uzak olan kapitalizmin aslında tüm insani çevrenin başlıca yıkıcısı olduğunu ileri sürmeleridir. Kapitalizm ile ekofelaket arasındaki ilişki ne rastlantısaldır ne de arızi: Sermaye’nin ‘sürekli genişleyen bir piyasa ihtiyacı’, ‘büyüme fetişi’, kapitalizmin doğası gereği herhangi bir sürdürülebilirlik kavramına karşı olması anlamına gelir."