Niceto

Niceto
Kendim için notlar alıyorum. Hesabımın açık olmasının sebebi aldığım bu notların gören birinde belki bir merak uyandırabilecek olma olasılığıdır.
"Mevcut yönetim ontolojisi, ruhsal hastalığın toplumsal bir neden-sonuç ilişkisine dair her türlü olasılığı yadsır. Ruhsal hastalığın kimyasal-biyolojikleştirilmesi, kuşkusuz onun depolitizasyonuyla doğru orantılı yürüyor. Ruhsal hastalığın bireysel bir kimyasal-biyolojik sorun olarak kabul edilmesinin kapitalizme sayısız yararları oluyor. İlkin, Sermaye’nin atomlaştırılmış birey­selleşme dürtüsünü pekiştiriyor (siz, beyin kimyanız yüzünden hastasınızdır). İkincisi, çok-uluslu ilaç şirketlerinin ürünlerini sat­tıkları devasa ölçekte kârlı piyasayı sağlıyor (SSRI’larımızla sizi iyileştirebiliriz). Söylemeye bile gerek yok ki, tüm ruhsal hastalıklar nörolojik temellidir, ama bu, hastalıkların nedeni konusunda hiçbir açıklama getirmez. Örneğin, depresyonun düşük serotonin düzeyleriyle ortaya çıktığı doğruysa, gene de neden belirli bireyle­rin düşük serotonin düzeylerine sahip olduğu, hâlâ açıklanması gereken bir husus olarak kalmakta. Bu, toplumsal ve siyasal bir açıklama gerektiriyor; ve eğer sol hâlâ kapitalist gerçekçiliğe mey­dan okumak istiyorsa, ruhsal hastalığı yeniden politize etmek acil bir ödev olarak önünde duruyor."
Sayfa 47·Kitabı okudu
"Vitrin, teşhir ettiği malın bir emek ürünü olduğunu gizler bakan kişiden. Nasıl piyasa farklı emek biçimlerini eşitler ve malları soyut bir değişim değerine indirgerse, toplum vitrine dönüştüğünde bütün yaşantılar, yitirilen fırsatlar ve sarfedilen emek bir imajdan ibaret kalır."
Sayfa 40·Kitabı okudu
Türkiye'nin İlk AVM'si Galleria
"Galleria Ataköy'de dükkânı olan biri, bir gazeteciyle görüşmesinde Galleria'yı Kâbe'ye benzetmiş. Benzetme, gerçekten de çoğunluğun Galleria'yla neden ilişki kurduğunu açıklıyor. Galleria'ya gitmek için, bir yolculuk yapmak gerekiyor. Bu açıdan Galleria, örneğin Beşiktaş Pazarı gibi gidilen, Karaköy ya da Aksaray altgeçitlerindeki dükkânlar gibi gerçekten girilen, Şişli'deki pasajlar ya da Beyoğlu'ndaki dükkânlar gibi iş, sinema ya da tiyatro çıkışı uğranılabilen bir yer değil, ancak "ziyaret edilebilen" bir yer. Ama aslında ne bir çarşı, ne de bir mabet. Geleneksel, tanıdık kavramların hiçbiri onu açıklamaya yetmiyor. Birçok açıdan bir mesire yerine, en çok da malların sergilendiği ve seyredildiği, Meta'nın ziyaret edildiği bir fuara benziyor. Galleria, alışverişi bir amaç, malları kullanım değerleri bütünüyle silinmiş bir değişim değeri haline getirmekle kalmıyor, bakılanla kurulan ilişkiyi önemli ölçüde değiştiriyor. İnsanlara kendi şehirlerinde turist olma imkânı veriyor; mekânla kurulabilecek tanışıklık ilişkisinin imkânlarını tümüyle ortadan kaldırarak"
Sayfa 31·Kitabı okudu
Reklamcılık ve 80ler Türkiyesinde Kültürün/Dilin Simülakrlaşması
"Böylece 80'lerde Türkiye'de ilk kez yaygın olarak tüketilebilecek bir "pop tarih" kuruldu. Bunu mümkün kılan şey, imgeleri tarihsel yükünden kurtaran, geçmişi bir alıntıdan ibaret kılan, tümüyle keyfi ve nedensiz bir dilin çeşitli alanlarda yaşar kılınabilmesiydi. Bu dili, her şeyden önce reklamcılık kışkırttı. Reklamların dili yalnızca sözü görüntünün, imgenin hizmetine sunmakla kalmadı, aynı zamanda bütün kültürü bir malın pazarlanmasında kullanılabilecek bir hammaddeye, sınırsız alıntılar toplamına da dönüştürdü. Kültürle ilişkiyi bir jest ve büyülenme, bir ani uyarı ve şok, bir vitrin ve seyir ilişkisi haline getirdi."
Sayfa 25·Kitabı okudu
"The Selfish Capitalist adlı kitabında, Oliver James inandırıcı bir şekilde yükselen zihinsel sıkıntı oranları ile İngiltere, ABD ve Avustralya gibi ülkelerde uygu­lanan neoliberal kapitalizm arasında bir bağıntıyı ortaya koydu. James’in iddialarıyla aynı doğrultuda, ben de kapitalist toplumlarda gittikçe büyüyen stres (ve sıkıntı) sorununu yeniden çerçe­velemek gerektiğini ileri sürmek istiyorum. Kendi psikolojik sıkın­tılarına çözüm bulma sorumluluğunu bireylere yükleyerek tedavi etmek yerine, yani son otuz yıldır gerçekleşen stresin geniş çaplı özelleştirilmesi yerine, şunu sormamız gerekiyor: Bu kadar çok ki­şinin, özellikle bu kadar çok gencin hasta olması nasıl olur da kabul edilir hale gelebildi?"
Sayfa 28·Kitabı okudu