Ne kadar mustarip olursanız olun , güneş bu ıstırabın arasında er geç bir çatlak buluyor , oradan altın bir ejder gibi kayıyor. Sizi iç mahzeninizden çıkarıyor, bir yığın imkanı bir masal gibi anlatıyor. “Sanki , bana inan , ben her mucizenin kaynağıyım , her şey elimden gelir; toprağı altın yaparım. Ölüleri saçlarından tutup silker , uykularından uyandırırım . Düşünceleri bal gibi eritir , kendi cevherime benzetirim. Ben hayatın efendisiyim. Bulunduğum yerde yeis ve hüzün olamaz . Ben , şarabın neşesi ve balın tadıyım” diyordu.
Çok eski fotoğraflara ve videolara baktım bugün yatmadan önce. Ne hızlı değişiyoruz ne hızla büyüyoruz ve büyürken farkedemiyoruz aslında biz neler atlatıyor neler yaşıyor nasıl dayanabiliyoruz. Hiç farketmeden yaşayıp gidiyoruz bir o yana bir bu yana bazen hiç hareket etmeden ..