“Kendinize dikkatle bakmıyorsunuz. Zihniniz her zaman nesnelerle, insanlarla, fikirlerle meşgul ama asla kendi gerçek varlığınızla meşgul değil.”
“Dikkatinizi kendi üzerinizde toplayın. Kendi varlığınızın, varoluşunuzun farkına varın. Nasıl işlev yaptığınızı görün; sizi harekete geçiren dürtüleri ve eylemlerinizin sonuçlarını dikkatle gözlemleyin. Dikkatsizliğiniz yüzünden kendi çevrenizde inşa etmiş olduğunuz hapishaneyi inceleyin. Ne olmadığınızı bilme yoluyla gerçek kimliğinizi tanırsınız.”
“Gerçek olmayan şeylere olan bağımlılığınızdan vazgeçin, o zaman gerçek olan süratle ve pürüzsüzce kendi yerini alacaktır. Kendinizi şu ya da bu olarak, şunu ya da bunu yapan olarak düşünmekten vazgeçin. O zaman sizin her şeyin kaynağı ve kalbi (özü) olduğunuz idrakiyle aydınlanırsınız. Bununla birlikte de büyük bir sevgi; ne seçim ne de bağımlılık konusu olan, fakat her şeyi sevilmeye değer kılan bir güç olan sevgi gelecektir.”
İnsan kul olacaksa önce kime kul olacağını tanımalı. İnsan, secde edecekse önce secde ettiği yeri görmeli. Kişi secde ettiği yeri görmüyorsa kıldığı namaz taklididir. Namazın mutlak namaz olabilmesi için kişinin mutlaka secde ettiği yeri görmesi gerekir. Yani kime secde ettiğimizi görmemiz gerekir, bilmemiz gerekir.