Kronik ağrıların ortaya çıkış nedenleri çok çeşitlidir. Toplumsal yapıdaki çarpıklıklar, bozulmalar, gerginlikler kronik ağrıların ortaya çıkmasına ya da şiddetlenmesine yol açar. Günümüzde toplumun anlamdan yoksulluğu da önemli nedenlerin başında gelir. Acılar, içinde hayatın salt hayatta kalma haline gelmiş olduğu anlamını yitirmiş toplumumuzu, anlamdan yoksun zamanımızı yansıtır. Ağrı kesiciler ve ruhsal incelemelerin bu konuda yapabileceği pek bir şey yoktur. Acının sosyo-kültürel nedenlerini gözden kaçırmamıza neden olurlar.
Artan rekabet, azalan dayanışma ve empati de insanları yalnızlaştırıyor. Yalnızlık, yakınlık duygusunun yaşanamaması acıyı güçlendirici bir etki gösterir. Kronik ağrılar belki de tıpkı çizikler gibi bedenin ilgi ve yakınlık hatta sevgi isteyen çığlıkları, günümüzde temasın seyrek hale geldiğine işaret eden etkileyici ipuçlarıdır. Görülen o ki ötekinin iyileştirici elinin eksikliğini duyuyoruz.
Kendini yaralama günümüzde hızla yayılan bir davranış biçimidir. “Çizik atma” küresel bir epidemi haline gelmektedir. İnsanların kendi vücutlarına açtıkları derin kesiklerin resimleri sosyal medyada dolaşıyor. Bunlar acının yeni resimleridir. Herkesin katlanılmazlık derecesinde kendisiyle yüklü olduğu, narsisizmin hükmü altındaki bir topluma işaret eder bunlar. Çizik atma, bu ego yükünü atma, kendinden, yıkıcı iç gerilimlerden kurtulma yönünde nafile bir çabadır. Bu yeni acı-resimleri selfielerin kanlı arka yüzleridir.
Palyatif toplumda, anlamdan, dilden ve sembolden yoksunlukları içinde varlıklarını sürdürmekte olan sesi kesilmiş, kenara köşeye itilmiş acılar artmaktadır.