“ Depremler ve savaşlar olmasaydı daha güzel olmaz mıydı dünya? Hiroşima olmasaydı daha sevimli bir yer olmaz mıydı yeryüzü? Tsunamiler olmasaydı, Moğol istilası olmasaydı, Osmanlı yıkılmasaydı.. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin şehit edilmesilerdi, daha hayırlı olmaz mıydı? Kendi kişisel hayatımıza göz gezdirmediğimiz zaman da, keşke şu sınavı kazansaydım, şu üniversiteyi okuyabilseydim, şu başarıyı elde edebilseydim, bu hastalığa tutulmasaydım, depresyona girmemiş olsaydım, keşke iflas etmeseydim, ihanete uğramasaydım, gibi herkezin yüzlerce keşkesi vardır. Ancak bunlar dünyanın ve insanın bütünlüğünü tamamlayan meselelerdir. Dünya bir cennet değildir, dünya sırat köprüsü değildir, dünya kabir hayatı değildir, dünya anne karnı değildir. Dünya, dünyadır. Onun kendine has özellikleri ve kusurları vardır. Dünyayı dünya yapan kısmen kusurlar olduğu için, onun içinde ne kusursuz bir eş, ne kusursuz bir arkadaş, ne de kusursuz bir ev veya bir iş bulunamayacaktır.”
..
“ Kuran ve hadislerde cennet halkının vasıflarından bazıları şöyle anlatılır: Hastalanmazlar, üzülmezler, ihtiyarlamazlar, ölmezler, elbiseleri eskimez… Bu durumlar dünya hayatında yaşanıyor olsaydı, cennet ve dünya farkı ortaya çıkmazdı. Dünyaya cennet vasıflarını atfetmekle, daha ideal bir dünyanın değil, ona da dünya denecekse, anlamını yitirmiş bir dünyanın ortaya çıkması kaçınılmazdır. Nikos Kazancakis Zorba’da ironi ile karışık şu soruyu sorar: “Neden kiraz vermiyor diye, incir ağacı ağacını azarladığın oldu mu hiç?” Dünya hayatının cennet hayatına benzememesinden, onun kendine has durumundan rahatsızlık duymak işte böyle paradoksal bir tutarsızlıktır.
..
“ Şu anda, zahire bakarak, böyle olmasaydı daha iyi olurdu, diye düşünülen şeylerin yaşanmamış olması öyle arızalara sebebiyet verecektir ki, mevcut durumdan